18 Mayıs 2008 Pazar 03:08 - Bozkır Haber ve Bilgi Portalı
Google Yumile Bağcık Del.icio.us Ekle Technorati BlinkList Yahoo Msn Ask Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Reklam Ver

English French Deutsch Turkish
Ana Menü
bozkir.net
Üyeler İçin
Bozkır
En Aktif Üyeler
1 hasandursun: 1 825 Puanlar
2 bozve: 1 639 Puanlar
3 mehmetsayin: 1 434 Puanlar
4 osmanyilmaz: 1 100 Puanlar
5 salih42: 555 Puanlar
6 arzuuuuum: 531 Puanlar
7 ali_cicek: 340 Puanlar
8 murat-t: 334 Puanlar
9 elfida: 325 Puanlar
10 cereyanci: 319 Puanlar

Top10 Kullanıcı
Dost Siteler

Geleneklerimiz

Sayfa 2 / 4    1 | 2 | 3 | 4

ÖLÜMLE İLGİLİ GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

1-Ölüm Esnası ve Sonrasındaki Gelenek ve Göreneklerimiz:
Kendisinde ölüm emareleri görülen hasta yüzü kıbleye gelecek şekilde, sağ yanı üzerine yatırılır. Bu mümkün değilse hastanın ayakları kıbleye gelecek şekilde sırtı üzerine yatırılır. Ancak hastanın yüzü kıbleye gelmesi için başının altına yastık koyup biraz yukarı  kaldırılır.
Hastanın özellikle dudaktan ve ağzı çabuk kuruyacağından hastanın su isteğini ıslak bir bezle veya pamuk gibi benzeri şeylerle dudakları ıslatılarak susuzluğu giderilmeye çalışılır. Bununla birlikte küçük bir kaşık ile de su verilebilir. Bu ihtiyacın giderilme keyfiyeti hastanın o andaki durumuna göre ayarlanır.
Hastanın yanında, onun hayatında çok sevdiği birisi Kelime-i Şahâdet’i seslice söyler. Fakat hastaya sen de söyle, sen de oku teklifinde bulunmaz. Bu teklifin yapılmamasının haklı nedenleri bulunmaktadır. Ölümün şiddetinden dolayı hastanın Kelime-i Şahâdet için; “-Hayır! Okumuyorum.” denmesinden korkulur. Ayrıca hastanın yanında tövbe istiğfar getirilir. Bilenler tarafından “Yâsin ve Râd” sûreleri okunur. Bütün bunlar şeytanın hastanın yanına yaklaşmasını önlediğine inanıldığı için yapılır. Ölüm tahakkuk ettikten sonra cenazenin çenesi geniş bir bezle bağlanır. Bundan maksat da ölen kişinin dilinin dışarıya çıkmasını önlemek içindir. Cenazenin üzerindeki elbiseler çıkarılır ve üzerine bir bez örtü örtülür. Yanında güzel kokulu tütsüler yakılır. Ayrıca, Cenazenin yolu aydınlık olsun diye, cenazenin bulunduğu oda ışıkla aydınlatılır. Daha sonra mevta, İslâm usullerine göre yıkanıp, kefenlenir ve tabuta konulur. Cenazenin olduğunu belli etmek ve yakın çevreye duyurmak için de Camilerden selâ verdirilir.
Musalla taşında tabut içindeki cenazenin namazı kılınmadan evvel cemaatten helallik dilenir ve daha önceden hazırlanmış olan mezara götürülür. Cenaze en yakınları tarafından kazılan mezara usulüne uygun olarak konarak üzeri toprakla örtülür. Mezar toprakla kapandıktan sonra üstüne küçük bir ark açılır. Ölen kişinin rahat etmesi ve ferahlaması için o arığa testiyle su dökülür.
Din görevlisi tarafından Kur’an-ı Kerim okunur, ölen kişinin ruhuna ve orada bulunan bütün ölülerin ruhuna bağışlanır ve bu hazin törene son verilir. Mezarlıktan gelindikten sonra evde bulunan bütün cenaze yakınlarına baş sağlığı dilenir. Baş sağlığında; “Allah rahmet eylesin, Allah Cennet de kavuştursun, Mekânı Cennet olsun, Emir Allah’ın, Başınız sağ olsun, Allah kabrini cennet bahçelerinden eylesin” vb. gibi sözler söylenerek cenaze sahipleri teselli edilir. Tekrar Kur’an-ı Kerim okunur, ölünün ruhuna bağışlanarak cemaat dağılır.
Cenaze evinde artık belli bir zaman yas tutulur. Bu, özellikle Orta Asya döneminden atalarımızdan kalma bir adettir.
 Bozkır Geleneği’nde cenaze evine özellikle akrabaları ve yakın komşuları bir hafta boyunca yemek getirirler. Bu yemekler topluca yenir. Acılı olan ve eli kolu kalkmayan mevtanın yakınlarını yemek yapmak külfetinden kurtarmak ve topluca onları da yemek yedirmek niyetiyle yapılan bir âdettir. Cenazenin kalktığı akşam veya daha sonraki dönemlerde ölünün sağlığında borçlandığı namaz, oruç vb. gibi durumlardan arındırılması için devir işlemi yapılır, bu işlem bir grup din görevlisi veya bu işi bilenler tarafından gerçekleştirilir.
Ölümün vuku bulduğu gün ve sonraki yedinci, kırkıncı, elli ikinci günlerinde de hatim ve mevlit okunur. Bu günlerde “Bişi”( Yağda pişirilmiş yufka içindeki helva) dağıtılır. Bu günlerde ölünün etinin kemiğinden ayrıldığına inanılır. Mevlit ve bişi bu işin kolaylaşması içindir.
Ölünün borcu verilmezse ağzının kanıyla yattığına inanılır. Ölünün elbisesi fakirlere verilir. Eğer verilmezse ruhunun bedenden gitmediğine inanılır.
Cenaze evinin yakın çevresinde televizyon seyredilmez, radyo dinlenmez, yüksek sesle gülünmez, şaka yapılmaz ve aksi davrananları büyükleri ikaz eder. Böylece cenaze sahibinin acısı paylaşılmış olur. Cenaze evi bir müddet düğün ve eğlencelere gitmez, süslenmezler ve düğünleri varsa ertelerler.

ASKER   UĞURLAMA   İLE   İLGİLİ   GELENEK   VE   GÖRENEKLERİMİZ
Ruhen ve bedenen sağlam olan her Türk genci askerlik görevine seve seve koşar. Bu haslet Bozkırlı gençler için de tarihin her devrinde geçerliliğini korumuştur. Kahraman ve yiğit Bozkırlı gençler sonu şehitlik bile olsa bu görevi bir vatan borcu olarak bilmişlerdir.
Peygamber ocağı olarak bilinen askerlik sıradan bir iş değildir. Bu göreve gideceklerin herkesten fazla bir özenle uğurlanması gerekir. Ülkemizde her bölgenin, her şehrin kendine özgü askere uğurlama adetleri vardır.
Bozkır’da da askerlik çağma gelen ve kutsal görev kendisine tebliğ edilen asker adayları ilk önce Askerlik Şubesi’ne giderek sülüsünü alır. Sülüsünü alan gençler yakın akrabaları ile arkadaşlarını ziyaret ederek onlarla helalleşir. Askerin gideceği gün tanıdıkları olanlardan yedisinden yetmişine kadar herkes onu uğurlamaya gelir.
Asker adayı evinden çıkmadan önce abdest alıp Allah rızası için iki rekat namaz kılar, namazdan sonra kabristana giderek orada bulunan yakınlarına ve bütün kabristandakilere dua eder. Kabristandan ayrılırken küçük bir taş alarak onu askerden dönünceye kadar yanında taşır, bu taşın kendisini koruyacağına inanır. Asker adayı evden çıktığı zaman aile fertlerinden birisi arkasından su döker.
Ailesinden biri asker adayının haberi yokken onun bastığı yerden bir taş alır ve asker terhis oluncaya kadar o taşı saklar. Askere gidecek kimsenin eline mendil verilir, asker otobüse binince mendili uğur getirsin diye geri atar. Asker adayı aydınlıkla gidip gelmesi için, askere  giderken aynaya su döker. Asker, birliğine teslim olduktan sonra eve göndermiş olduğu sivil elbiseleri de, kendisi askerden gelinceye kadar yıkanmaz.

SÜNNETLE  İLGİLİ  GELENEK  VE  GÖRENEKLERİMİZ
İslam inancına göre sünnet, dinimizin emri gereği yerine getirilmesi gereken bir mükellefiyettir. Bu mükellefiyet Peygamber Efendimizin sünnetlerinden kaynaklanmaktadır. Sünnet olma geleneği de buradan gelmektedir.
Bozkır’da sünnet yaş sınırı genellikle on’dur. Bitik denilen hâl hariç, çocuklar altı-on yaş arasında sünnet ettirilir. Bitik tıbbi zorluklardan kaynaklanan bir durum olduğu için çocuk bazı hallerde bir yaşında ve daha evvelki zamanlarda altı aylık iken sünnet ettirilir.

Bozkır Halk Oyunları Ekibi, Bir Sünnet Düğününde

Bozkır Halk Oyunları Ekibi, Bir Sünnet Düğününde

Bir babanın çocuğunu evlendirmesi nasıl mürüvvet sayılırsa sünnet töreni de baba için mürüvvet meselesidir. Sünnet yaşına gelen çocuğun sünnetine karar verildiği takdirde çocuğun ailesi ön hazırlıklara başlar. Bu hazırlıklarda asıl görev anneye düşer. Anne kızına çeyiz hazırladığı gibi sünnet olacak çocuğu için de gerekli olacak şeylerin tedarikine hemen başlar.  (Çocuğun yatağını süsler, yatağının başucuna içinde Kur’an-ı Kerim bulunan bir işlemeli torba asar, çocuğun odasını bayraklarla, balonlarla ve ailenin değerli işlemeleriyle donatır).
İlk önce sünnet olacak çocuğun giyeceği sünnet elbisesi çarşıdan hazır olarak alınır. En az bir hafta öncesinden kart bastırılarak yakın akrabaya ve çevreye sünnet için gereken ilanlar yapılır.
Sünnetlik çocuğun sünnetinden bir gün önceki akşamında kına gecesi yapılır. Kına gecesinde kadınlar kendi aralarında toplanarak  yakıp eğlenirler. Sünnet olacak çocuğa da kına yakılır. Ertesi gün davetliler toplanır ve sünnetten evvel çocuk konvoyla gezdirilir. Daha sonra eve gelinerek mevlit okunur. Mevlitten sonra çocuğun ailesi düğünlerde olduğu gibi davete katılanlara etli pilav, ayran ve helva, bazen de pratik olması açısından etliekmek ve ayran ikram edilir. Bu arada daha önce belirlenen saatte erkek çocuk doktor veya sağlık memuru tarafından sünnet edilir.
Sünnet olma işi bittikten sonra çocuğa hediyeleri bu törende verilir. Hediyeler genellikle yastığın altına veya yatağına konulan para, saat, kalem, oyuncak, altın vb. şeyler olmaktadır.
Bozkır’da son zamanlarda sünnet merasimi toplu olarak yapılmaktadır. Genellikle bu işi de bazı kamu kuruluşları, dernek ve vakıflar bu işi üstlenmektedir.
Çocuk sünnet ettirilirken biri tarafından kucaklanıp kollarından kavranarak tutulması gerekmektedir. Bu tutan kimseye kirve” (mahallen kivre de denilmektedir.) adı verilmektedir. Kirvelik kurumu çok önemlidir. Kirve olan bir kimse, ailenin bir ferdi sayılmakta, ayrıca o aileden büyük hürmet görmektedir.

Sayfa 2 / 4    1 | 2 | 3 | 4