İnsanların hayatlarını düzenlemesinde hava şartlarının çok büyük bir önemi vardır. Yola, bağa, bahçeye, tarlaya, çeşitli ziyaretlere gidecek olan veya çeşitli işleri yapma durumunda olan insanlarımız, yapacakları işlerle ilgili planlamalarını yaparken mutlaka hava şartlarını göz önünde bulundururlar.
Hava şartları veya hava durumlarının gazete, radyo, televizyon ve İnternet gibi haber alma kaynaklarından öğrenildiği günümüzde, bütün bu kaynakların yanında tecrübe ile sabitleşmiş, ecdadımızın bizlere bıraktıkları kültür miraslarından olan hava olaylarını, hava durumlarını veya hava şartlarını bilip, tanıma ve hayatımıza yön vererek planlarımızı yapma geleneğimiz vardır. Bu gelenekteki bilgi unsurları bizlere belki bilerek, belki de bilmeyerek annelerimizden, babalarımızdan veya diğer büyüklerimizden tam olmasa bile aktarılarak öğretilmiştir.
Konumuz itibarıyla “Halk Meteorolojisi” dediğimiz hava şartları ile ilgili olarak 2002 yılında bilgi ve tecrübelerine başvurduğumuz, Bozkır İlçesi'nde yaşayan 85 yaşındaki Fahri KARAKAŞ adlı “Halk Meteorologu” denilebilecek olan büyüğümüzün pozitif bir bilim dalı olan Meteoroloji ile eşdeğer derecede sayılabilecek hava durumu ile ilgili bilgileri aşağıda sunulmuştur:
“Biz bu bilgileri, eskiden büyüklerimizden duyduk. Hava tahminleri veya hava durumu ile ilgili bilgileri eşimize dostumuza söyleyerek planlı, programlı, tedbirli ve dikkatli davranışta bulunabilmeleri yönünde yardımlarda bulunuyoruz. Benim bildiklerim şu şekildedir:
1-Erbain veya zemheri denilen günler 21 Aralık günü başlayıp 30 Ocak günü biter. Zemheri'de gün dönmekte, 21 aralık günü en uzun gece olmaktadır.
2-Hamsin günleri 31 Ocakta başlar, 21 Mart gününe kadar bazen elli, bazen de kırk beş gün sürer. Hamsin süresinde; 8 Ocak gününde Zemheri fırtınası, 11-25 Ocak günlerinde çok şiddetli soğuklar, 18 Ocak günü fırtına, 5 Şubat günü şiddetli soğuklar oluşur. Bugün, yani 5 Şubat günü aynı zamanda ağaç dikme zamanıdır. Hamsin süresi içinde yine 28 Şubat günü leylekler gelir.
3-Eskiden büyüklerimizin sayılı doksan dedikleri deyim şu anlama gelmektedir: Sayılı Doksan; Erbain (kırk gün) ve Hamsin (elli gün) kelimelerinin ikisinin toplamı anlamında bir kelime olup, bu doksan gün boyunca kış olacaktır anlaşılmalıdır.
4-Eskiden büyüklerimizin on iki gün arası dedikleri deyim ise şu anlama gelmektedir: On iki gün arası; Altı günü erbainden, altı günü hamsinden olan, toplam on iki günlük bir zamandır ki, eskiden büyüklerimiz; “Bu zaman öyle bir zamandır ki, aşırı soğuklardan komşu komşuya gidemez.” derlerdi.
Belki Hamsin, Belki Erbain. Bir Kış Mevsiminde Bozkır...
Cemrenin Suya Düşmesi İle Kendisini Besleyen Kolları Gözlenen Çarşamba Çayı'nın Su Seviyesi Yükselmektedir
5-Eskiden büyüklerimizin cemre adını verdikleri durumlar hamsin içinde olmaktadır. Yani bu günler Şubat ayı sonlarına rast gelmektedir. Cemre, ateş halindeki kömür anlamında bir kelimedir. Birer hafta ara ile önce havaya, sonra suya, daha sonra da toprağa düştüğü bilinir. Cemrenin durumu üç şekilde olmaktadır:
a)- Birinci cemre hamsin'in 23. veya 25. günü, yani tahminen 20 Şubat günü havaya düşer. Havaya düşen cemre havayı ısıtır.
b)- İkinci cemre birinci cemreden bir hafta sonra suya düşer. Suya düşen cemre suyu ısıtarak, suların gözlenmesini yani çoğalmasını sağlar.
c)- Üçüncü cemre ikinci cemreden bir hafta sonra toprağa düşer. Toprağa düşen cemre de toprağın ısınmasını sağlar.
6- 7 Mart günü ağaçlara su yürümeye başlar. 9 Mart günü bağ budama ve kalem aşısı yapılır. 17 Mart günü kırlangıçların gelme zamanı olup, 18 Mart gününde de kırlangıç fırtınası olur. Hamsin ise bunlardan sonra 21 Mart günü biter. 21 Mart gününe biz “Sultan Navruz” deriz. İşte bugüne Nevruz adı verilir ve bugün baharın ilk günüdür. Eskiden halkımız Sultan Navruz gününde tabiata koşar, piknik yapar, bayram gelmiş gibi sevinirdi.
7-21 Mart ve 21 Eylül tarihlerinde ise gece ve gündüz birbirine eşitlenir.
8-Rüzgarları özelliklerine göre şöyle açıklayabiliriz:
a)-Doğudan esen rüzgara poyraz deriz. Bu rüzgar ağaçlara ve mahsule iyi gelir. Eskiden büyüklerimiz; “ Üç poyraz bir sulama değerine eştir. ” derlerdi.
b)-Batıdan esen rüzgara karayel denir. Eskiden büyüklerimiz; “ Bir karayel, üç sulamayı mahveden değere sahiptir” diye söylerlerdi.
c)-Güneyden esen lodos rüzgarı deriz. Bu faydalı rüzgar, kar ve buzları eritir.
d)-Kuzeyden esene keşişleme adını veririz.
9-22 Mart günü Mart Dokuzu, 23 Mart günü Koz Kavuran, 26 Mart günü Çaylak Fırtınaları olur.
10-29 Mart günü ağaçlar yeşermeye, haşaratlar hareketlenmeye başlar.
11-Nisan ayı başlarında; bülbüller ötmeye, çiçekler de açmaya başlar. Bereketli ve şifalı yağmurlar yağar. Eskiden, Nisan yağmurları bir kapta toplanıp şifa niyetine içilirdi. Nisan sonlarında arılar oğul vermeye, serçeler yavrulamaya başlar.
12-Mayıs ayı başında çiçekler için fırtınalar oluşur. 6 Mayıs gününe “Dede Geçimi Günü” yani Hıdrellez deriz, bugün yaz mevsiminin başlangıcıdır. Mayısın son günleri koyun kırkma zamanıdır.
13-6 Haziran günü sıcaklar başlar. 8 Haziran günü hasat mevsimidir.
14-En uzun gün 21 Haziran'da, en kısa gün ise 21 Aralık'tadır.
15-Üzümler 29 Temmuz gününden itibaren olgunlaşmaya başlar.
16-28 Ağustos günü leylekler sıcak memleketlere gitmeye başlar.
17-8 Eylül günü yaprak dökümüdür. 17 Eylül günü sıcaklar azalır. 19 Eylül günü güz yağmurları başlar. 23 Eylül günü ise güz başlangıcıdır. 29 Eylül günü ağaçlardan su çekilmeye başlar.
18-8 Ekim günü yaprak dökümü fırtınasıdır. 20 Ekim günü yine ağaç dikme ve çelikleme, 21 Ekim günü Bağ Bozumu günüdür. 24 Ekim gününde sular artık soğumaya başlar. 31 Ekim günü ise ağaç yine budama zamanıdır.
19-7 Kasım günü yaz günlerinin (Hızır günlerinin) sonudur. Kasım günleri dediğimiz kış başlangıcı 8 Kasım günüdür. 12 Kasım günü pastırma (bastırma) yazı dediğimiz gündür, bugün yılın son sıcak günüdür. 16 Kasım gününde artık böcü, börtü (haşaratlar) soğuktan gizlenmeye başlar. 24 Kasım günü ise artık soğuklar başlar.”
Fahri KARAKAŞ'ın yukarıda anlattığı değerli bilgiler bu kadardır. Belki onun unuttuğu, belki de onun söyleyip de bizim yazamadığımız birçok husus buraya alınamamış olabilir. Fahri Dayımızın söylemiş olduğu bilgilerin burada anlatılmasındaki amaç; Bozkır'da ecdadımızdan bize miras olarak bırakılan halk meteorolojisinin ve halk takviminin gelecek nesillerimize aktarılması ve ülkemizin halkbilimine katkı sağlamaktır.
Bundan başka ilkbahar ile ilgili olarak bizim de söylemek ve göstermek istediklerimiz ise şunlardır:
İlkbahar gelince Bozkır'da yer ve gök rengârenk olur. Tabiatın bütün renkleri adeta Bozkır'da raksa başlar. Renklerin dansettiği, tabiatın cömertleştiği ender yerlerden birisidir Bozkır. Yaylalara koşmak için hazırlıklar yapılar, kervanlar yola çıkarılır. Sevinçle, bayram havası içindedir Bozkır. İşte; fazla söze hacet bırakmayan Bozkır'ın İlkbahar mevsiminde çekilmiş birkaç fotoğrafı..
Renklerin Armonileştiği Bozkır.

İlkbahar ve Bozkır Diklitaş Yaylası.
Piknik Alanı Bozkır Boğaz Mevkii.
Çarşamba Çayı'nın Kaynağı Sarıot Gölü
Bozkır Çarşamba Vadisi'nde İlkbahar
Çağıl Çağıl Çağlayan Çarşamba Çayı
Konumuzla ilgisi olması bakımından Amerika Birleşik Devletleri'nde California Üniversitesi'nde Matematik Profesörlüğü Hocalığı yapan aslen Bozkır Çağlayan Kasabasından hemşehrimiz Prof. Dr. Hasan Ali ÇELİK'in; geçmişteki soğuk kış günlerini şiirleştirip, hem vatana duyduğu özlemi anlatan hem de eski Bozkır kışlarındaki halkın durumu ile kendi durumunun muhakemesini yapan “ Y2K-Kabakname” adlı şiirinden bazı bölümler aşağıda sunulmuştur:
Y2K DESTANI-KABAKNAME
“...
Bütün bu tavsiyeler,
Ve de uyarmalar,
Hikâyelerini çok duyduğum,
Dedem zamanını hatırlattı:
“Zemherinin dibinde”
Karlar yağıp da,
Sokakları ve evleri,
“Pardılara” kadar,
Kaplamadan önce,
Dedem Ali Hoca düşünceli,
Sormuş komşu, akraba-hısmına,
Ve de karşı yamaçta oturan,
Biricik bacanağına:
“Bu yıl kış pek afat olacakmış,
Doksan günlük Zemheri,
Belki yüz,
Belki yüz on sürecekmiş.
Hazırlığınız nece?
Arpa-buğday, bulgur, misir,
Olmayalım kışa yesir,”
Diye tasalanır sorarmış.
Bacanağı alınganmış,
Öfkelenip de demiş:
“Ülen, Hoca olacak bacanak,
Sandın mı beni avanak!
Benim adım Hacı Hasan,
Zemherinin günü doksan,
Sen bizi hiç, tasa etme,
Kuyuda var, doksan pancar,
Samanlıkta kırk bir kabak.
Çalı-çırpı, kütük-budak,
Isınacak bizim ocak.
Külüne gömersek, akşam pancar,
Sabaha da, buçuk kabak,
Çıkarırız kışı hazâr.
Sen hiç bize, tasalanma,
Müsterih ol, sen bacanağım.
Baldızımı, üşütme yeter,
Yakacağın azsa eğer,
Bir hey çeksen, ulaşırım,
Kuru asma, çıbığıyla.”
Dedem bakmış, lâf anlamaz,
Bacanak denen şu palaz.
Söz olacak, uzak yakın,
Kabağı başında patlasın!
Demiş: “Tamam bacanağım tamam,
İşte oldu yine akşam,
Sağlıcakla var evine,
Baldızıma söyle selâm.”
Derken büyük bir kış basmış,
Zemheri doksanı aşmış.
Fırtına kar, buzlu soğuk,
Kurtlar kuşlar, her yaratık,
Saklanmışlar, ovuk ovuk.
“Hamsin” gelmez mi ki artık?
Hacı Hasan’ın pancarları,
Büyük küçük kabakları,
“Boranı” denen aşım,
***
İşte gelen bu Y2K halleri,
Kafamda estirdi o eski yelleri.
Çocuktum ufacıktım,
Çok oynadım acıktım.
Ocakta tencereye bak,
Yine pişiyor kabak.
Karnım ötüyor gurgur
Canım çekiyor bulgur.
Gumpir, soğan gökbakla,
Varsa karıştır kabakla.
Dışarda fırtına keskin kılıç,
Dağların dibinde o ekşi alıç.
Bulduk az karamık kurusu,
Hem küflü, hem de kurtlu yarısı.
Pekmez var mı ki bitik,
Kuru kabaklı bitik.
Varsın olsun kabaklı,
Veya tatlı topraklı.
“Ana be ya acıktım “
“Acıktıysan acık ye,
Derede kurbağacık ye.
Biraz iştahın saklarsan,
Sulu kabakla doyarsın.
Derken kapı açıldı,
Teyzem içeri daldı.
Bir elinde bir çanak,
Omuzunda bir kabak.
Dedim: ”teyze o da ne?”
“Kuru üzüm üç dene.
Eben yolladı sana,
Birez de kaldı bana.
Şu da başka bir kabak,
Yersiniz tabak tabak .”
Ah bir bahar gelse de,
Çıksa yemlik, cırcavuk,
Tere ve karakavuk.
Yağmurdan sonra sıyır,
Torba torba karamık.
Sonra bekle ki çıksın,
Kırk günlük yeşil kabak.
...............................”
Y2K-Kabakname’de adı geçen bazı kelimelerin anlamları aşağıda sunulmuştur:
Boranı :Kabak ve pancardan (pancar pürçeği adlı bir ot) yapılan
bir yemek adı.
Çıbık :Çubuk.
Dene :Tane.
Dolak :Ayaktan dize kadar sarılan yün kumaş parçası.
Misir :Mısır.
Poçu :Büyük eşarp, dastar.
Utaşmak :Çabuk yardıma gelmek, yetişmek.
yemlik, cırcavuk,
karakavuk :İlkbaharda çıkan ve yenebilen yabani otlar.
Yesir : esir.
Yukarıdaki bilgiler; Araştırmacı Yazar Ali Ulvi ÜLKER'in "KÜLTÜR DİLİYLE BOZKIR" adlı kitabından alınmış olup, bozkir.net için güncelleştirilmiştir.