Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun 13 Yıl önce (28 Haziran 2011 13:43)

Saygıdeğer hemşehrilerimiz Mübarek Miraç  Kandilinizi kutlar;  mutluluk ve başarı  dolu dolu günler temenni eder,  bu mübarek günlerin Bozkır’ımıza ,  ülkemize ve dünyamıza hayırlara vesile olmasını  niyaz ederiz…
www.bozkir.net Yönetimi

Miraç  Kandili Mesajı 

 

28 Haziran 2011 Salı  gününü  çarşambaya bağlayan gece Miraç  Kandilini idrak edeceğiz.

İsra ve Miraç;  Peygamber Efendimizin (S.A.V)  Cenab-ı  Allah’ın izni ve keremiyle takdir buyrulan bir zaman diliminde önce Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya ve oradan da zaman ve mekanın sahibi Yüce Mevlanın sonsuz ayet ve kudretini müşahede etmek için semaya yaptığı  pek çok ilahi hikmet ve bereketi içinde barındıran manevi bir yolculuktur.  Her şeyden önce Miraç,  başta Efendimiz aleyhisselat-ü  vesselam olmak üzere her bir Müslüman için manevi bir terfi,  Yüce Rabbimizle buluşma ve selamlaşma,  O’nun katında yücelme ve yükselme ve bu vesile ile yüksek insani sorumluklar üstlenmek demektir.  Bugün bize düşen Miracın metafizik mahiyetini,  bütün ayrıntıları  ile ele almak değil,  miracın ruhu,  manası,  hikmeti,  hakikati ve evrensel mesajları  üzerinde yeniden düşünmektir.  Mübarek gün ve gecelerin bugün eriştiği anlamları  ihmal etmeksizin değerlendirmek gerekir.  Birer izzet ve ikram fırsatı  olarak bugün ve gecelerden gerekli dersleri almak,  hayatımızı  bu manevi fırsatlar üzerinde yoğunlaşarak beslemek gerekir. 
   
Kabul etmek gerekir ki bugün insanlığın geneli için kaygı  duymak her bir Müslümanın öncelikli ödevleri arasında yer almaktadır.  Bugün Miracın yücelme ve yükselme anlamlarını  dikkate alarak insanlığın gelişme,  ilerleme ve yükselme kriterlerini yeniden gözden geçirmek zorundayız.  Zira insanlığın bugün sahip olduğu maddi refah düzeyi ve bu düzeyi yakalamak için içine düştüğü  ahval ve şerait dünyanın geleceği konusunda sorumluluk sahibi her bir insanda büyük kaygılar uyandırmaktadır.  Dünyaya bağlanma,  bireycilik,  bencillik,  hayatın esas anlamlarına karşı  kayıtsız kalma sonuçta yeryüzünün fesadına yol açacak bir insan yetiştirme düzenini sorgulamayı  gerekli kılmaktadır.  Tarih bize milletlerin ve devletlerin sadece siyasi kudret,  ekonomik güç  ve teknolojik üstünlükle yükselemeyeceğini açık bir şekilde göstermiştir.  Dünya ve ahiret dengesine önem veren yüce dinimiz açısından maddi refah,  ekonomik gelişme ve üretim elbette önemlidir.  Ancak manevi değerleri yok sayan bir maddi kalkınma,  haram helal tanımayan bir ekonomik gelişme,  insana emeğe ve çevreye saygı  duymayan bir üretimin insanı  yüceltmediği aşikârdır. 

Miracın manevi anlamalarına odaklanarak gerçekte Hz.  Peygamberin yaşadığı  bu büyük tecrübeden dersler çıkarmak ve insanlığın izzet ve itibar arayışını  yeniden sorgulamak gerekir.  Hayatın gerçek anlamlarını  örtbas etmeye yönelik adımlar sonuçta maneviyatı  çökertmekte hayatı  anlamsız bir oyun ve eğlenceyle eş  tutan bir düzeneğe teslim etmektedir.  Esasen her Müslümanın şartsız bir teslimiyetle eda ettiği beş  vakit namaz gerçekte her daim Allah’ın adını  yüceltme,  onu anma ve hayatın merkezine yerleştirmek gibi anlamlar taşımaktadır.  Müslümanların birer Miraç  ikramı  olarak gördükleri namaz böylece gerekli teslimiyet ile eda edildiğinde dünya ve ahret dengesinin biri lehinde diğerini ihmal ederek gerçekleştirilmesine imkân ve ihtimal bulunmamaktadır.  Bu anlamda Miraçta Sevgili Peygamberimiz ile Yüce Rabbimiz arasında gerçekleşen diyalog ve selamlaşmanın (tahiyyat)  bir Miraç  hediyesi olan namazlarımıza yerleştirilmiş  olması  namazın müminin miracı  sayılması  bakımından son derece önemlidir.  Bu nedenle Mirac-ı  Nebi vesilesiyle hem bu gecenin izzet ve itibarına ortak olmak üzere namazlarımızı  gereken dikkat ve ciddiyetle eda etmek hem de bu vesileyle Allah katındaki durumumuzu sık sık gözden geçirmemiz gerekmektedir.  Müslümanın korku ve ümit içindeki arayışı  uçurumun kenarındaki insanlık için her zaman umut olacaktır.  Dünyanın gidişatına dikkat kesilmek,  insanlığın hissedilir düzeyde maneviyat kaybına maruz kalmasına sebep olan fitnelere karşı  uyarılmasına birer vesile olan Kur’an-ı  Kerim’in apaçık ve duru mesajlarına kulak kesilmek gerekir.  Cenab-ı  Allah’ı  unutmaya yol açan hile ve desiselere karşı  Kur’an’la yenilenmek,  namazla dirilmek ve insanlık için hayırlı  ümmet müjdesine layık olmak gerekir.  Miraç,  bütün bu hususları  bize hatırlatan yönleriyle her birimiz için bir rahmet ve mağfiret vesilesidir.

Unutmayalım ki dua da bir miraçtır ve dua,  Allah ile kul arasında yüksek bir diyalog ve selamlaşmadır;  insanın bu dünyadaki yalnızlığını  gideren en büyük buluşmadır.

Miracın bu engin anlamları  üzerinde tefekkür ederken,  miracın topraklarında on yıllardır süre gelen,  bölgenin ve bütün insanlığın huzur ve barışını  tehdit eden zulüm ve haksızlıkları  unutmayalım.  Yanı  başımızda dost,  kardeş,  komşu ve akraba olduğumuz Suriyeli kardeşlerimizin içine girdikleri kaos ve sıkıntıdan yükselerek kurtulmaları  için dua ve niyazda bulunmayı  ihmal etmeyelim.

Bu duygularla ülkemizde ve dünyada yaşayan bütün Müslüman kardeşlerimizin kutlu Miraç  Kandilini tebrik ediyor,  Miraç  Kandilinin aziz milletimizin,  Alem-i İslam’ın ve bütün insanlığın yüksek değerlerle yücelmesine vesile olmasını  Cenab-ı  Hak’tan niyaz ediyorum.
Prof.  Dr.  Mehmet Görmez
Diyanet İşleri Başkanı
 

  KAYNAK:http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-11104.aspx