Ali Ulvi ÜLKER

Ali Ulvi ÜLKER

Tarih : 28.05.2009
Kelime Sayısı : 2072
Okunma Sayısı : 1603
Yazdırılabilir Sayfa

Rüzgarını Bekleyen Bayrak

Sayfa 1 Toplam 2    1 | 2

Bahar mevsiminin ilki her zaman yeni ümitleri taşıyarak gelir kışların ardından. Baharların ilki yeni doğumların habercisidir, bu haber ile herkese ve her şeye: “ben de varım” diyebilen ilkbahar, ciddi kararlar alabilecek olan disiplinlerin birlik ve beraberliğinin müjdecisidir. 2009’un ilkbaharı Bozkırımız için daha bir başka, daha bir güzel ve daha bir canlı görünüyor. Bu ilkbahar, sanki Bozkırımızla ilgili muştular verecek gibi bir ümit bahşediyor bana.

Yıllarca kavurucu yaz mevsimlerinin kızgınlığına ve kış mevsimlerinin yakıcı ayazlarına sabretmiş Bozkır ve Bozkırlılar artık makûs talihlerini yenmek, değişen ve gelişen ülkemizde lâyık olduğu yeri almak istemektedir. Bu fikri taşıyan herkes, gerek sözlü gerekse yazılı olarak düşüncelerini açık seçik bir şekilde belirtmektedir. Düşüncelerini yazıları ile belirten birkaç ismi hemen bu satırlarda saymak gerekirse; Necdet Tuncer, Filiz Kılınçel, Tamer Taner, Burhan Yılmaz ve Halil Yuvaktaş gibi isimlerle karşılaşırız. Bu kalemşorlarımızla birlikte isimlerini burada sayamayacağım gönlünün yanıklığını kalemine yansıtmış hemşehrilerim de Bozkır için, Bozkırlıların lâyık oldukları yere gelebilmeleri için yüreklerini ve düşüncelerini birleştirip, bu birleşmeyi kalemleri vasıtasıyla mahalli gazete ve İnternet sitelerinde bıkmadan yorulmadan anlatmaktadır. Dediğim gibi 2009 yılının ilkbaharıyla Bozkır adına başlayan bu önemli gelişmeler çok olumludur, yapıcıdır, desteklenmesi, yayılması ve yardım edilmesi gereken gelişmelerdir.

Aslen Kınık köyümüzden olan Halil Yuvaktaş’ın Bozkır Postası Gazetesi ile bu gazetenin web sitesinde yayınlanmakta olan (bu yazıyı www.bozkir.net sitesinin forum bölümünde de bulabilirsiniz.) “Bozkır’a Güneş Doğacak Mı?” başlıklı yazısı, büyük bir düşünce ve emek ürünü olarak dikkat çekmektedir. Bu yazısından ötürü Halil Yuvaktaşı’ı tebrik ediyor, bu yazının taraftar bulması, yayılması, anlatılması ve uygulanması gerekliliğine inanıyorum. İlk bakışta “Bozkır Ekonomi Manifestosu” gibi görülen Halil Kardeşim’in yazısı, aynı zamanda Bozkır’ın ekonomi veya iktisadi hayatındaki kısa, orta ve uzun dönemlerdeki stratejik planıdır. Söz konusu yazıdaki hususlar kesinlikle doğrudur, tespitler ve çözüm önerileri de yerindedir.

Halil Yuvaktaş’ın yazısını okuduktan sonra, hafızam otomatik olarak 2003 yılında yazmış olduğum “Kültür Diliyle Bozkır” adlı ikinci kitabıma gitti. Kitabımın sonlarındaki “Sonuç” başlıklı 331. sayfada: “Resmî yönlendirmelerin özel müteşebbis hamleleriyle desteklendiği ekonomik anlamda kalkınmış bir Bozkır İlçesi, sahip olduğu tabiat değerleri ve insan potansiyeliyle; sosyal, kültürel, turizm, ulaşım, bilim, spor, eğitim ve sağlık alanlarında mensubu bulunmakla her zaman gurur duyduğu ilelebet yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bir merkez olmaya aday durumdadır.” demiştim. Demek ki, geçmiş ile günümüzde ben, Halil Yuvaktaş ve diğer kalemi hüzünlüler, Bozkır için hep aynı şeyleri düşünmüşüz, yazmışız.

Geçmişteki tipik tüketim toplumu özelliğini maalesef günümüze kadar sürdüren Bozkır, sadece ekonomik alanda değil; sosyal, kültürel, turizm, ulaşım, bilim, spor, eğitim ve sağlık alanlarında da üretim toplumu haline dönüştürülememiş, aksine eldeki değerleri bir bir elinden uçup gitmiştir. Bunlara; Bozkır Meslek Yüksekokulu’ndaki Harita ve Kadastro bölümünün Hadim İlçesi’ne gitmesi, Sağlık Meslek Lisesi’nin kapanması ve diğerleri örnek olarak verilebilir.

Halil Yuvaktaş’ı tekrar tebrik ve takdir etmekle beraber, konunun Halil Bey’in öngördüğü gibi bir anonim şirket kurmak suretiyle halledilebileceğine kanaat getiremiyorum. Çünkü Bozkır’ın sadece ekonomi alanında değil, her şeyden önce bütün evlâtları arasında topyekûn ve her alanda bir kucaklaşmaya, birlik ve beraberliğe ihtiyacı vardır diye düşünüyorum. Bu düşünce ile geçmişte adı çeşitli şekillerde telaffuz edilmeye çalışılan ama bir türlü yapamadığımız “Bozkırlıların Kucaklaşması”nı artık yapacağımıza inanıyorum. Ali Çelik, Yunus Yılmaz, Halil Yuvaktaş, Filiz Kılınçel, Burhan Yılmaz, Necdet Tuncer, Tuna Doğan, İsmail Uyar, Mustafa Navruz, Muammer Tunahan, Mehmet Horasanlı, Hüseyin Ağaççı, Nuri Yüceer, Hasan Kutlu ve Tamer Taner gibi Bayraklaşan Kalemlerimiz’in yazı ve şiirlerinden bu kucaklaşmanın yakınlaştığını hissediyorum. Bundan dolayıdır ki, aşağıda yazmış olduğum ve âcizane kendi düşüncelerim olan hususları saygıdeğer hemşehrilerime arz ve teklif ediyorum;

1-Adındaki kelimelerden birisinin mutlaka Bozkır veya Bozkırlılar olması gereken, ama şu yazılı olanlardan; şûra, kurul, konsey, kurultay, çalıştay, panel, sempozyum, konferans, toplantı, komisyon, kucaklaşma vb. hangisinin olacağının önemli olmadığı bir isimlendirme ile Bozkırlılar tarafından genel kabul görecek birlik ve beraberlik için acilen bir faaliyetin icra edilmesi artık elzemdir. Bu satırlardan sonra bu faaliyete “Bozkırlıların Buluşması” demek istiyorum. 

2-Bu buluşmada, bütün ideolojiler ve siyasi parti tavassutlarından arındırılmış bir düşünce bütün Bozkırlılara hâkim olmalıdır.

3-Söz konusu buluşmada, Bozkır’ın ve Bozkırlıların A’dan Z’ye bütün problemleri yani; sosyal, kültürel, turizm, ulaşım, bilim, teknoloji, çevre, spor, eğitim ve sağlık alanlarındaki meseleleri ortaya konulmalı, bu meselelerden kaynaklanan sıkıntıların giderilmesine çalışılmalıdır. (Bozkır’ın ekonomik alandaki sıkıntılarına dair tespitler, analizler ve çözüm önerileri hemşehrimiz Halil Yuvaktaş tarafından yapılmıştır. Söz konusu tespit, analiz ve çözüm önerileri müzakere edilerek, sıkıntılarımızın bertaraf edilebilmesine çalışılmalıdır.)
 
4-Hem sıla-i rahim yapmak, hem de Bozkırlıların Buluşması’nı icra etmek adına buluşmanın merkezi Bozkır olmalı, bu buluşmanın ilki hemen bu yıl, yani 2009’un Temmuz veya Ağustos aylarından birisinde yapılmalıdır.

5-İstanbul Bozkırlılar Derneği ve Bozkırlılar Vakfı tarafından müştereken düzenlenen ve yıllardan beri gelenek haline getirilmiş olan ve binlerce hemşehrimizin katıldığı meşhur “İstanbul Bozkırlılar Pikniği”, ne yazık ki 2008 yılında yapılamamış, 2009 yılında da yapılamayacağı artık anlaşılmıştır. Bu bir fırsat olarak değerlendirilip ülkemizde kurulu bulunan Bozkır etiketli bütün vakıf ve derneklerin katılımıyla 2009’un Temmuz veya Ağustos aylarından birisinde Bozkır’da büyük bir “Bozkırlılar Pikniği” yapılabilir, akabinde de söz konusu buluşmanın icrası gerçekleştirilebilir. (Temmuz ve Ağustos aylarında yurt içi ve yurt dışındaki gurbetçilerimizin gelmesiyle ilçemizin nüfusu iyice artmaktadır. Gurbetçilerimizin de konudan haberdar edilmesiyle bahsettiğim buluşmaya katkı ve katılımın daha çok olacağına inanmaktayım.)

6-Eğer bir piknik veya şölen yapılamayacaksa, söz konusu buluşmaya ait planlama Temmuz ve Ağustos aylarına da yetiştirilemiyorsa, Ramazan Bayramı’ndan doğan dinî vecibelerimiz de düşünülerek 23, 24 ve 25 Eylül 2009 tarihlerinde buluşma gerçekleştirilebilir.

7-Her halükârda buluşmanın sevk ve idaresi Bozkır Belediyesi’nde olmalı, kasaba belediyelerimiz de desteklerini esirgememelidir. Bu buluşmaya ait etkinlikler, en az üç gün olarak saatleriyle birlikte planlanmalı, kamuoyuna duyurulmalı, afiş ve davetiyeler bastırılmalı, görüntülü, sesli ve yazılı medyada ve İnternet sitelerinde duyurular yapılmalıdır. Bunun için Yunus Yılmaz, Şenol Demirbaş, Tamer Tevfik Sezen ve Ahmet Dur gibi Bozkırlı gazeteci ve televizyon habercisi kardeşlerimize de ekstra görevler düşmektedir. Bu görevlerden Ali Çelik, Halil Yuvaktaş, Filiz Kılınçel, Burhan Yılmaz, Necdet Tuncer, Tuna Doğan, İsmail Uyar, Muammer Tunahan, Tamer Taner, Mehmet Horasanlı, Hüseyin Ağaççı, Nuri Yüceer, Zübeyir Çömlekçi, Yakup Çetin, Celal Ünal, Ali Osman Yılmaz, Hüseyin Dumru, Mehmet Koçak, Osman Keleş, Osman Koyuncu, Hasan Kutlu ve Mustafa Navruz’un da hissedar olmasını söylemeye, bu kardeşlerimize ne yapacaklarını belirtemeye herhalde hacet bulunmamaktadır. Bozkırlıların Buluşması’na ait bütün giderler gönüllü iş adamlarımız tarafından desteklenmeli, ortak bir fon oluşturularak bütün giderler karşılanmalı, Belediyelerimize kesinlikle yük olunmamalıdır.

8-Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 23. Dönem Konya Milletvekilleri olarak görev yapmakta olan hemşehrilerimiz Hüsnü Tuna ve Mustafa Kalaycı başmisafir olarak davet edilmelidir. Bilindiği gibi bu milletvekillerimizden Sayın Hüsnü Tuna iktidar partisinin, Sayın Mustafa Kalaycı ise muhalefet partisinin milletvekilleridir. Her iki milletvekilimizin davete icabetleri ile Bozkır adına sürekli bir siyasi destek ve himmet sağlanmış olacaktır. Bağrından iki tane milletvekili çıkarmış olan Bozkır için bu milletvekillerinin varlığı çok önemli bir fırsat ve imkândır. Bu durum kolay kolay herhangi bir ilçeye, hatta bir vilayete bile nasip olamamıştır. Bunun kıymetinin çok iyi bilinmesi gereklidir.

9-Konya Valisi Sayın Osman Aydın, Bozkır Kaymakamı Sayın Hüseyin Çelik, Ahırlı Kaymakamı Sayın Murat Kahraman ile Yalıhüyük Kaymakamı Sayın Abdullah Abid Öztoprak Bozkırlıların Buluşması’na davet edilmelidir. Bozkır’dan ayrılarak 1989 yılında ilçelik statüsüne kavuşturulan Ahırlı ve Yalıhüyük, Bozkırımızın iki gözüdür. Ahırlı ve Yalıhüyük’süz bir Bozkır, Bozkır’sız bir Ahırlı ve Yalıhüyük kesinlikle düşünülemez. Bu sebepledir ki, Sayın Valimiz ve Bozkır Kaymakamımızla birlikte Ahırlı ve Yalıhüyük Kaymakamlarımızı da aramızda görmek bizleri çok sevindirecektir.

10-Önceki dönemlerde milletvekilliği yapmış Hasan Kaya, Doç. Dr. Mustafa Sait Gönen, Lütfü Yalman, Hüseyin Arı, Servet Turgut, Kadir Demir ile ismini sayamadığım diğer milletvekillerimiz, Bozkır Belediye Başkanı Mustafa Uyar, Çağlayan Belediye Başkanı Ziya Kara, Dereiçi Belediye Başkanı Şakir Nazlı, Dereköy Belediye Başkanı Mustafa Şahin, Hamzalar Belediye Başkanı Vehbi Gül, Harmanpınar Belediye Başkanı Osman Güven, Hisarlık Belediye Başkanı Ali Arlı, Sarıoğlan Belediye Başkanı Hüseyin Uyan, Sorkun Belediye Başkanı Abdurrahman Keşir, Söğüt Belediye Başkanı Ramazan Öğüt ve Üçpınar Belediye Başkanı Ömer Ata Kalaycı Bozkırlıların Buluşması’nın olmazsa olmazları olarak görülmektedir. Ayrıca; Siyasi Partilerimizin İlçe Başkanları, İl Genel Meclis Üyeleri, Belediye Meclis Üyeleri ve Muhtarlarımız, Ahırlı, Akkise ve Yalıhüyük Belediye Başkanları ve önceki dönemlerde Bozkır Belediye Başkanlığı yapmış Mehmet Âkif Ülker, Ramazan Sarı ve ismini sayamadığımız Başkanlarımız ile Kasaba Belediye Başkanlığı yapmış Başkanlarımız da bu buluşmaya davet edilmelidir.

devamını bir sonraki sayfada bulabilirsiniz.
Bu yazıya yazılan yorumlar.
meyreli resul|28.05.2009 20:00
Sayın; Ülker konu sizin acele ettiginiz kadar acele edilmesi gereken bir konudur İvedilikle ele alınması gerekir geç kalınmıştır fakat akledilmiş'ise hiç bir zaman geç degildir ....<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" /> BOZKIR ' tamamen boşalmadan bir an önce kalkınmaya öncelikli bölgeler arasına girmelidir iki Milletvekili olan bir İlçe bunu başarabilir ....<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />Ağlamayana meme vermezler yeteri kadar yüksek ses çıkarmalıyız ...<br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" /> Yukarda saydıgınız imkanlar aslında ne kadar kuvvetli oldugumuzu gösteriyor ama bunun bilincinde degiliz bilincine varanlar varmayanları - duyanlar duymayanları haberdar etmeli ....<br style="font-weight: bold;" /> <br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" /><br style="font-weight: bold;" />Çalışmalarınızda başarılar dilerim, selamlarımla ....... Resul Ekrem GÜVEN
serifeilkayulker|29.05.2009 14:27
Çok Değerli Abime, Öncelikle bir Bozkırlı olarak yerimizden kalkıp, silkinerek, kendimize gelmemizi sağlayacak bu yazınız için tebrik ve teşekkürlerimi bildirmek isterim. Görevlerim dolayısıyla Türkiye'nin pek çok il, ilçe ve beldesini görmüş ve bu yörelerdeki gerek insan yaşamı, gerekse de sosyal, kültürel ve ekonomik hayatı inceleme fırsatı bulmuş ve bu yörelerdeki birlik, beraberlik, gelişmişlik ve kültür birliğini gözlemlemiş biri olarak yazınızda belirttiğiniz hususlara katılmamak elde değil. Hepimiz bir Bozkırlı olarak her zaman özümüzde gurur duysak ve bunu her fırsatta dile getirsek de; Bozkır için ne yaptınız? sorusu gündeme geldiğinde, bu soru çoğumuzda bir sessizlikle cevap bulmakta bu sessizliğin ardında da ya hiçlik ya da kırgınlık yatmaktadır maalesef. Hiçliğin açıklaması hiçbir şey yapmadık ise de, kırgınlığın altında uzun yıllar Bozkır adına verilen uğraşların yazınızda da belirttiğiniz gibi ( SML ve BMYO Harita-Kadastro Bölümü gibi... )boşa giderek elden uçup gitmesi, Bozkır için çalışan ve birşeyler yapmak isteyen kişilere gereken değerin verilmemesi, vurdumduymazlık v.b gibi pek çok neden bulunmaktadır. Ama bu son derece açık ve net mesajlar veren bu yazınızdan sonra tüm bunların bir tarafa bırakılarak, birlik ve beraberlik içerisinde; kültürüne sahip çıkan, modern, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda gelişmiş ( sadece market ve kooperatif binaları ile değil, iş imkanı sağlayan atölye, fabrika, sanayi, kültür merkezi niteliğinde tiyatro, sinema, konser ve spor salonları, yeni ve modern sağlık ve eğitim kurumları, yeşil alan ve parkları, tarihi değerlerin restorasyonu ve turizme açılması gibi ) yeni bir Bozkır için elele verilmesi düşüncelerinizi kısa sürede gerçekleşmesi umudunu taşıyorum.. Saygı ve Sevgilerimle...( Ş. İ. ÜLKER )
rockseverr|30.05.2009 14:43
Yazınızda bizlerinden birçok defa ifade ettiğimiz sorunlar ve çözüm önerileriniz var ali abi.Bozkırın makus talihini yenmek bu hep biz bozkırları idare edenlerin etmek isteyenlerin söyledikleri bi slogan olmuştur.Ama hep kandırılma ve hüsranla sonuçlanan belediye başkanlıkları,dernek vakıfları idare edenler vs..çoğaltılabilir.Bence artık bozkırımız için yapılacak icraatler, sosyal projeler,sportif gelişmeler için geç kalınmıştır.Bozkırımız hep söylenen makus talihini yenememiştir.Yenemeyeceğide ne yazıkki görülmektedir.Türkiyenin neredeyse tüm ilçe ve belediyeleri gelişmekteyken (meslek yüksek okullar,liseler,yeni banka şubeleri,askeri binalar vs..) bozkır geriye gitmiştir.Elindeki kurumlarıda bir bir kaybetmiştir.Bozkırlılar içinde artık bozkır yaz ayları gidilip bi 5-10 gün memleket havası koklamaktan öteye gitmemektedir.Özellikle 2.Nesil diyebileyeceğimiz bozkırdan iş aş için ayrılan hemşehrilerimizin çoçukları bozkırı tanımamakta hatta bozkır diye bir yerin varlığından bile habersizdirler bence bu bozkır için en büyük tehlikedir.Bu kadar olumsuz bir tabloyu artık tersine çevirmek çok güçtür.Biz bozkırlılar olarak en azından şahsım adına yapabileceğimiz bişeyler varsa destek vermeye hazırız.Her ne kadar Bozkır için geç kalınmış olsada en azından bu 5 yıllık belediye döneminde bozkıra bişeyler katılabilmelidir.Sonuçta Bozkırımız İstanbulun zeytinburnu ilçesinde, belediye meclisine (hernekadar bundan önceleri hiçbir katkısı olmasada) Lokman Ciğerciyi yerleştirmiştir.Konyamızın Meram Belediye başkanıda Bozkırlıdır.Meclistede iki milletvekilimizin olması bi ümit ışığı gibi durmaktadır.İnşallah yakılmak istenen bu Bozkır ateşi küllenmek yerine dahada alevlenir...
beyazyildiz|31.05.2009 19:53
<p style="TEXT-ALIGN: justify">Değerli hocam Ali Ulvi Ülker ve yüreği ne olursa olsun, nasıl olursa olsun Bozkır için çarpan tüm kardeşlerim, büyüklerim, küçüklerim. <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Yazılar yazıyoruz planlar yapıyoruz heves ediyoruz tabiri yerinde ise ''Yırttık ağabey yırttık diyoruz'' sevinçlerimiz maalesef kursağımızda kalıyor. <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Şunu söylemek istiyorum. Bu topraklar var ya hani bu topraklar. Bozkır insanını Bozkırlı olmakla gururlandıran bu topraklar su gibi içine çekiyor insanların ruhlarını. Ben düşünemiyorum Bozkırlı olup ta gurbette bozkır sancısı yaşamayan bir hemşerimin olabileceğini… <p style="TEXT-ALIGN: justify">Bozkır apayrı bir coğrafya benim için. Apayrı insanlardır Bozkırlılar. Tüccar Üçpınar’lıları ile sebzeci Fartlıları, kavgacı Çatlıları şalgacı Sorkunluları turşucu Meyrelileri yorakçı Derelileri…Bu insanlar doğdukları topraklara aşık insanlardır. Ve bu topraklarda kalmak için ellerinden gelen tüm gayreti gösterebilecek kadar azimlidirler. Yeter ki bir organize eden olsun bir öncü olsun. Bizim en büyük hatamız neme lazımcılık. Ya bi ben mi varım bu memleketi kurtaracak, bir benle olmaz ki … Bizim şu an en büyük ihtiyacımız bize bu cümleleri unutturacak ruhtur. Girişimcilik ruhudur. <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Ben bozkırın kalkınması için öyle bir anda büyük işletmeler kurabileceğine ve işletebileceğine şu piyasa koşullarında zor gözüyle bakıyorum. Bunun yerine, bireysel kalkındırma projeleri üretmeli ve projeleri kooperatifler ile desteklemelidir. <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Benim için Bozkır coğrafyası Bozkır tarihi çok değerli bir sermayedir. Bunu değerlendirmek lazım ilk evvela. <p style="TEXT-ALIGN: justify">Bozkır ismini çok kişi duymuştur Türkiye’de Ama Bozkır ı yeterince tanımıyorlar bilmiyorlar. Bozkırda ne kadar antik eser var nerelerinde eşsiz doğa manzaraları var?? Kimsenin haberi yok. Bozkır tanıtımı yapılmamış kapalı bir mücevher kutusu.. <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Sizlere çok basit bir örnek vermek istiyorum. Ben kendi çağımda fotoğrafçılık ile ilgileniyorum. Bu ilgi alanı çerçevesinde bazı forumlardan tanıştığım fotoğraf severler oluyor. ,İki hafta önce 17 kişilik bir gurup ile yer köprü şelalesine bir fotoğraf gezisi düzenledik. Ben illa ki Bozkıra da uğramalarını rica ettim. Aygır gediğini anlattım yaylaları anlattım bir şekilde ikna ettim arkadaşları.. Tabi mesafe uzun bir saatlik yol. Yolda bazı arkadaşlar ya gitmesek olmaz mı illa görülmesi gereken bir yer mi gibicesine konuşmalar yaptılar. Saat 17. 00 gibi aygır gediğine geldiğimizde o gitmesek mi acaba diyen insanlar burası ne kadar güzel bir yer keşke tüm gün burada kalsaydık şeklinde konuşmaya başladılar. Konuklarım burasını çok beğendiler. Ve içlerinde çeşitli derneklere üye olanlar dernek gezilerini buraya kaydıracaklarını söylediler. Düşünün Konya’da 17 kişi Aygırın reklamını yapacak.. Bu 17 kişi ortalama 50 kişi ile konuşsa ve bu 50 kişiden sadece 10 kişisi Bozkıra gelse üç ekmek bir kilo çekirdek alsa giderken Dereden tahin alsa… etimi sana 25lira peki sermaye ne doğal güzelliğimiz…. Ve bu insanlarda gittikleri yerde bu coğrafyadan bahsetse… Güzel olmaz mı?? <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify"> <p style="TEXT-ALIGN: justify">Söyleyecek çok sözüm var aslında ama kimsenin kafasını şişirmek istemiyorum. Bizler koşmasını unutmuş bir zamanların milli atletiyiz. Şimdi idmansız sahaya çıkarsak yazık olur bize… Önce küçük ama gerçekçi hedefler bulmamız dileğiyle…
zubeyir comlekci|01.06.2009 22:40
Güzel kardeşim en kalbi selam ve muhabbetlerimle kucaklıyor,yüreğindeki sevginin büyüklüğü ile orantılı olan hedeflerin için seni kutluyorum.Böyle bir bayrağın dalgalanmadında benim de rüzgar olabileceğini düşünmen beni ayrıca bahtiyar etti.Bu bayrağın dalgalanma zamanının gelip te geçtiğini,karşılaştığımız 2008 Ağustos ayında yaşayarak gördüm.Bugün iş yok aş yok bahanesiyle devlete kurşun sıkan vatan hainlerinin bulunduğubölgelere uzman doktorlarınzorla da olsa gönderildiği,yeni hastanelerin yapıldığı ve son model teçhizatla donatıldığı bir zamanda, Bozkır'da bir tek uzman doktor bulamamıştım.Sorunu çok büyük görüp gerçekleşmesini hayal gibi görenlere milli mücadeleyi ve Atatürk'ü hatırlatmak isterim.Türk milletinin yok edilmek istendiği kara günlerde herkes para yok derken O "bulunur",ordu yok derken O "kurulur"diyordu.Sonuç malum.Güzelliklere kapı açmak isteyen inancınız varsa hepsi olur,ama inancınızı kaybettiyseniz zaten kaybedecek bir şeyiniz kalmamış demektir.İnşirah Suresinde Mevlam "Her zorluğun arkasında bir kolaylık vardır,gerçekten her zorluğun arkasında bir kolaylık vardır" buyurmakla,çıkışların ardından inişin geleceğini ve başarmanın yolunun çıkışdayken inişi görebilmekten geçtiğini göstermektedir.Bu çıkışda bana da bir görev düşecek olursa İnşallah hazır olduğumu bilmeni isterim.Sevgi ve muhabbetlerimle.


Yorum yazmak için üye olmanız gerekmektedir.


Sayfa 1 Toplam 2    1 | 2