04 Aralık 2008 Perşembe 03:08 - Bozkır Haberleri, Bozkır Fotoğrafları, Bozkır Hakkında Bilgiler
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Reklam Ver
WCS Kalite Belgelendirme
English French Deutsch Turkish
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Kullanıcı Adı
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: bir çift ayakkab? ve vicdan  (Okunma Sayısı 80 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 536
« : 01 Kasım 2008 - 22:19 »

  Bir çift Ayakkab? ve Vicdan..

--------------------------------------------------------------------------------
Bir çift Ayakkab? ve Vicdan..

Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu seyretmekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkab?lara ra?bet fazlaydı.

Gerçi mallar... Lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkân için yeterliydi. Onların en güzelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaşt?. Fakat bir koltuk de?ne?i kullanmaktaydı. Hem de güçlükle…
Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol k?sm?, dizinin alt kısmından sonra bo?tu. Bu yüzden de sa?a sola uçu?uyordu. çocuğun baktığı ayakkab?lar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkândan dışarı f?rlayıp:
“Küçüüük!” diye seslendi.” Ayakkab? almayı düğündün müş Bu seneki modeller bir hârika!”
Çocuk, ona dönerek:
- “Gerçekten çok güzeller!” diye tebessüm etti, “Ama benim bir bacağım doğu?tan ek”.
- “Bence önemli değil!” diye atıldı adam. “Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki! Kiminin eli ek, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı veya vicdanı.”
Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü:
- “keşke vicdanımız ek olacağına, ayaklarımız ek olsa idi.”
çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaş?p:
- “Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?”
- “Çok basit!” dedi, adam. “Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm ekler tamamlanacak. Hâttâ sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükâfat görecekler…”
Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemi? gibiydi. Adam, vitrine i?âret ederek:
- “Baktığın ayakkab?, sana yakış?r!” dedi. “Denemek ister misin?”
Çocuk, başını yanlara sallayıp:
- “Üzerinde 30 lira yazıyor” dedi, “Almam mümkün değil ki!”
- “?ndirim sezonunu senin için biraz öne alırım!” dedi adam, “Bu durumda 20 liraya düşer. Zâten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.”
Çocuk biraz düğünüp:
- “Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!” dedi, “Onu kim alacak ki?”
- “Amma yaptın ha!” diye güldü adam. “Onu da, sa? ayağı ek olan bir çocu?a satarım.”
Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
- “Üstelik de öğrencisin değil mi?” diye sordu.
- “?kiye gidiyorum!” diye atıldı çocuk, “Üçe geçtim sayılır.”
- “Tamam işte!” dedi adam. “5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zâten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkab? senindir, sattım gitti!”
Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkâna girdi. ?çerdeki raflar, onun be?endi?i modelin aynıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuşu oturtup yeni ayakkab?sını giydirdi. Ve çıkarttı?? eskiyi göstererek
- “Benim satış i?lemim bitti!” dedi, “Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.”
- “?aka mı yapıyorsunuz?” diye kekeledi çocuk, “Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkab?, para eder mi?”
- “Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş…” dedi adam, “Antika eşyalardan haberin yok her hâlde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkab?n, bence en az 30-40 lira eder.”
Küçük çocuk, art arda yaşadığı ?okları üzerinden atabilmi? değildi. Mutlaka bir rûyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rûya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kâ??t paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
- “Bana göre 20 lira yeterli.” dedi. “?ndirim mevsimini başlattınız ya!”
Adam onu k?ramayıp parayı aldı. Ve bu arada yana??na bir öpücük kondurdu. Her nedense içi içine s??mıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yava?ça yerinden doğruldu. Sanki koltuk de?neğine ihtiyaç duymuyordu. S?msıcak bir tebessümle teşekkür edip:
- “Babam hakl?ymış!” dedi. “Sakat olduğum için üzülmeme hiç gerek yok! demişti.”
 Her Rüzgar Savuracak Bir Toz bulur,
 Her Hayat Yağanacak Bir Can Bulur,
 Her Umut Gerçekleşecek Bir Dü? Bulur
 Bulunmayacak Tek şey Senin Benzerindir
 
Logged

Nice  insanlar gördüm, üstünde elbise yok.
Nice elbiseler  gördüm, içinde insan yok.

                             Mevlana
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Google ve orumceklerin son ziyareti Dün 07:02