Yeni Başlayan
Offline
Mesaj Sayısı: 287
|
 |
« : 29 Ağustos 2008 - 22:24 » |
|
Yüce Rabbimiz, yaratılığımızın hikmetini, dünyaya geliğimizin gayesini Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor:
"Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." 2
Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki, yaratılığımızın asıl gayesi, Allah'a ibadet etmektir. Bu gayeye uygun olarak ibadet görevini yerine getirdiğimiz taktirde, hem Allah'ın rızasını kazanmış, hem de âhirette sonsuz ve mutlu hayata kavuşmu? oluruz.
Dünyaya gelmekten maksat; yalnız yiyip-içmek, yat?p-uyumak ve geçici zevkleri tatmin etmek değildir. Bu özellikler diğer canlılarda da vardır. İnsan kısa bir zaman için var olan, sonra yok olup giden bir varlık değildir. İnsan dünyaya, daha yüksek ve sonsuz bir hayata hazırlanmak için gönderilmiştir.
Dünya, ebedî âleme giden yolun üzerinde bir istasyon gibidir. İnsan belirli bir süre burada kaldıktan sonra yoluna devam edecektir.
Ölmek, yok olmak değildir. Ölüm, geçici olan dünya hayatından sonsuz olan ahiret hayatına geçiştir. İnsan ebediyet âleminin yolcusudur.
Bazı duraklarda belirli süreler kaldıktan sonra asıl yurduna varacaktır.
Peygamber Efendimiz bu yolculuğu şöyle ifade etmiştir:
" Ben dünyada bir ağaç altında gölgelenip sonra bırakıp giden bir yolcu gibiyim." 3
?iirleri, as?rlardan beri dillerde yaşayan Yunus Emre de bu gerçe?i şöyle dile getirmiştir:
Bu dünyaya gelen kişi
Âhir yine gitse gerek,
Misafirdir, vatanına
Bir gün sefer etse gerek.
İnsan, dünyada ne ekerse, ahirette onu biçecektir. Bu sebeple, kısa ve geçici olan dünya hayatını çok iyi değerlendirmemiz gerekir.
Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bizleri uyarmak maksadıyla şöyle buyuruyor:
"Beş şey gelmeden önce (diğer) beş şeyin değerini bil:
1. Ölümünden önce hayatının,
2. Hastalığından önce sağlığının,
3. Me?guliyetinden önce boş zamanının,
4. ?htiyarlı?ından önce gençliğinin."
5. Fakirliğinden önce zenginliğinin."
|