19 Kasım 2008 Çarşamba 19:21 - Bozkır Haberleri, Bozkır Fotoğrafları, Bozkır Hakkında Bilgiler
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Ülfet Ticaret
WCS Kalite Belgelendirme
English French Deutsch Turkish
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Kullanıcı Adı
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Zor Günlerde Halimiz  (Okunma Sayısı 58 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Süper Aktif Üye
***
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 1551
« : 16 Ağustos 2008 - 16:32 »



“yiğit meydanda belli olur” diye bir atasözümüz var. Doğrudur, ciddi bir sınamadan geçmeyince ne yiğitlik anlaşılır ne de karakterimiz, hakiki madenimiz. Kişinin Rabbiyle irtibat? da böyledir, zor zamanlarda kalbimizden ne geçiyor, ona bakmak lazım.

Düşmanlar evini sardı, canını istiyorlardı, O dua ediyordu.
M?zraklarını kap?ya doğrultmu?, sabahı bekliyorlardı, O Yasin suresini okuyordu.
Sonra yüzlerine toprak atarak aralarından geçip gidiyor, Sevr da??na çıkıyordu.
Düşmanlar her tarafı köşe bucak arayarak ma?aranın önüne kadar sokuluyorlardı. O, sadık arkadaşına “Üzülme ALLAH bizimle beraber.” diyordu.
Düşmanları başına ödüller koyuyordu; O, arkadaşıyla birlikte Medine’ye doğru yol alıyordu.

En Büyük Hakikat

Rasul-i Ekrem s.a.v., peygamberliği süresince çok zorluklar çekmişti. Ama hicret günleri belki de en zor günleriydi. Hicret geceleri de en tehlikeli geceleri.

Asırlar sonra okurken bizi bile endişelendiren o hicret gecelerini Rasul-i Ekrem s.a.v. nasıl geçiriyordu? Ne yapıyordu?

Önce ?unu bilmek lazım: Efendimiz s.a.v., bütün imkansızlıklara rağmen gerekli bütün tedbirleri alıyordu. şartların gerektirdiği istihbarat? yapıyor, güvenilir bir rehber buluyor, develeri ve yol az??ını düşmanlara hissettirmeyecek şekilde hazırlatıyor ve öylece yola çıkıyordu.

O bir insandı. Gelmi? geçmiş en özel insan. Alemlerin Rabbi’ne kulluşu en üst seviyede ve her an yaşayan bir insan… En zor şartlar altında bile imkanların elverdiği tedbirleri alırken, insanlara kulluşu öğretmekle görevli bir insan; Yüce Yaradan’ın elçisi…

Her zerrenin her an Yaradan’ın elinde olduğunu, hiçbir şeyin kendi kendine meydana gelmediği anlaşılmalıydı. Yaradan’ın her an bizimle beraber olduğunu, her nefesimizi ci?erimize indirenin O olduğunu hissetmemiz gerekiyordu.Kâinattaki asıl hakikat işte buydu.

İnsanı insan yapacak, yaratılmışların en üstünü k?lacak olan düşünce, bu hakikati anlamak ve bu anlayış? her nefeste idrak etme çabasında yatıyordu. İnsanın yarad?l?? sebebi ve hedefi zaten bu değil miydi?

ALLAH Rasulü s.a.v. bunun için gönderilmişti. O halde bütün bu zorluklar işte bunun için yağanıyordu.

İşte O, hayatının her safhasında olduğu gibi Sevr da?ındaki ma?arada da, Medine yolunda da bu hakikati teneffüs ediyordu.

Yüce ALLAH’ın varlığını ve her an beraberinde bulunduğunu ruhuyla duyuyordu. O’nun şefkatini, adaletini, hükümranlışını en üst seviyede idrak ederek yüce huzura duruyordu. Uzun uzun kıyamlarla, gözyaşlarıyla y?kanan secdelerle, dua ve niyazlarla… Beş vakit O’nunla görüşüyordu. Ku?luk namazında yalvarıyordu, gecenin derinliklerinde teheccüd namazıyla dostlu?una sığınıyordu.

Bizim için en önemlisi, Rasul-i Ekrem s.a.v. ruhun diriliğinin tek yolu olduğunu ya?ayarak gösteriyor ve çarenin de kendi örneklediği gibi yaşamaya çalışmaktan geçtişini insanlığa öğretiyordu.

Bu ruh diriliğinin olu?abilmesi ve devamlı korunabilmesi için, iman etmenin yanında çaba göstermek, imanı işlerle, eylemle ortaya koymak ilâhi bir kanun. İşte hayatıyla bunu insanlığa anlatıyordu. Gönlünde, gözünde, dilinde hep ALLAH vardı. Gündüzü ve gecesi, ALLAH’ın zikriyle, fikriyle apaydınlık idi.
Logged
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 159
« Yanıtla #1 : 16 Ağustos 2008 - 18:41 »

cok tesekkür ederim paylastigin icin insallah ALLAH`I HER AN ANANLARDAN OLUR VE AKLIMIZDAN CIKARMAYIZ
Logged

konya
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: