Yeni Başlayan
Offline
Mesaj Sayısı: 221
|
 |
« : 23 Ağustos 2008 - 18:54 » |
|
Ölümle Geldim
Ya Rab!..
Kap?na geldim, ölümle geldim… Eli bo?, kalbi kara, yüzü kara geldim.
Dünya avuttu beni, oyaladı, e?lendirdi. Türlü ziynetiyle kendine çekti. Ben de daldım ona, unuttum seni, unuttum kendimi, unuttum ölece?imi…
Ama bak şimdi ölüm geldi, buldu beni…
Kimse etmedi bana, kendimin ettiğini… Ben kimseyi değil, ancak kendimi kandırd?m. şeytana uydum, nefsime kandım. “Ebedî yaşayacaksın!..” diye kendimi inandırd?m. Yarına dâir ne planlar yaptım, ne hülyalara daldım.
Ancak bir akşam, güneş kızıl eteklerini daha toplamamıştı ki, çalındı kap?m…
Oysa daha yapacak ne çok i?im vardı, tadacak ne kadar lezzet, gezecek ne çok yer, toplayacak ne kadar güzellik vardı.
Elimde neler vardı, neler… Ama hiçbiri yetmezdi. Gözüm hep başkalarınınkine kayar dururdu.
Lâkin gözüm şimdi kendi yaptıklarına sâbitlendi.
Meğer ne kadar az iyilik yapmış?m, ne kadar da az başkalarını düğünmüşüm. Hayatımı ne kadar da gafletle geçirmişim. Gençliğimi, zindeliğimi, gücümü, kuvvetimi, aklımı, zekâm? ne kadar da boş yere heder etmişim.
Artık nâfile… Geçen geçiyor, giden dönmüyor.
Pi?man olasım geliyor, ama artık o da nâfile… Ölüm geldi, hayat bitti. Son perde indi ve gerçek hayat başladı. Benim yazdığım, kurgusunu yaptığım, sahneye koydu?um ve şimdi izleyeceğim hayat!..
“keşke”si olmayan, gizlisi olmayan, dönüşü olmayan, müsveddesi olmayan hayat!..
Kap?na geldim, ölümle geldim… Öldüm de geldim. Eli bo?, kalbi kara, yüzü kara geldim.
Afv?na geldim, lütfuna geldim, sana geldim;
Yâ Rab!..
|