09 Ocak 2009 Cuma 00:31 - Bozkır Haberleri, Bozkır Fotoğrafları, Bozkır Hakkında Bilgiler
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Ülfet Ticaret
www.wcs.com.tr UKAS ve TURKAK onaylı kalite belgelendirme
www.fqcert.com TURKAK ve TGA onaylı kalite belgelendirme
standartkalite.com Yönetim sistemleri, egitim ve danışmanlık
English French Deutsch Turkish
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Kullanıcı Adı
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa)  (Okunma Sayısı 497 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 106
« : 06 Ağustos 2008 - 17:23 »

A?k rahmani ve insani bir duygu olup, her insan zamanı gelince bu duyguyu ya?ar. Hani derler ya 1. cemre havaya, 2. cemre suya, 3. cemre toprağa düşer, işte aşkta 4. Cemre gibidir sevenin yüreğine düşer ve onu alev alev yakar. Bu başlam da "Aşk ve Çileler"(Mona Rosa) şiiri böyle bir duygunun en güzel tezahürüdür. şiir, Türk edebiyatının en tanınmış akrostişlerinden birisidir. şiir üzerine birçok hikâye anlatılmaktadır. şiir dizelerinin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkaya”m" çıkar. Sezai Karakoç, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken Muazzez Akkaya isimli sınıf arkadaşına yazmıştır. Ona olan aşkını, “Ölüm Ve Çerçeveler”, “Pi?manlık Ve Çileler”, “Ve Mona Rosa” ve "Aşk ve Çileler" şiirleriyle haykırmıştır.
şairin sevgiliye yabancı bir ad verilmesi çok ilginçtir. Ancak Rosa Latincede gül anlam? taşımaktadır. "Monna Rosa" bağlı??, Leonardo da Vinci'nin meşhur Jokond portesini hatırlatır. Bilindiği gibi resmin diğer adı Mona Lisa'dır. Ancak bu şiirde onun eserlerine açık veya kapalı hiçbir gönderme yoktur. Belki de bu başlık Naz?m Hikmet Verzanski'nin Jokond ile Si-Ya-U adlı eserinde Jokond'a sahip çıkmasına bir cevaptır. Naz?m Hikmet Verzanski'nin Monna Lisa'sı destanın sonunda, Çin'deki sömürgeci vah?etine tanık olduktan sonra tarihsel maddecili?e dönerken, Monna Rosa gizemci özlemin nesnesi olarak kalır.
Bu durum şair tarafından bir söyleşisinde şöyle izah edilir. "1952 baharına girerken 19 yaşında ve Mülkiye ikinci sınıftayım. Bir şiir üzerine çalışıyorum. Bu şiir gittikçe beni kendi dünyasına çekiyor. yıllar, serbest şiir denen ölçüsüz, kafiyesiz şiirin zafer yılları. Orhan Veli ak?m? bir sel gibi edebiyatımızı kaplamış. Okul kitaplarında henüz Yahya Kemal'in saltanat? devam ediyor idiyse de piyasayı Orhan Veliciler istila etmeye başlamıştı. Ya?lılar, edebiyat fakültesi profesörleri, makalelerinde Yahya Kemal'den bahsediyorlardı, ama dergilerde gençler Orhan Veli ve arkadaşlarının açtı?? ç?rdan giderek tüm geleneksel şiir değerleriyle ilişkilerini kesmi? bulunuyorlardı. şairanelik hor görülüyordu. Edebiyatımızın 'gül', 'bülbül' gibi mazmunları alay konusuydu. Bütün değerler yere serilmi? gibi gözüküyordu. kadın; 'tak tak??tır, sür sürü?tür, muhallebiciye gel, piyasa vakti' çerçevesinde alg?lanıyordu. Ben hecede İsrar ediyordum. 'Gül' kavramını yeniden diriltmenin gereğini düğünüyordum hep. 'Mona Rosa böyle doğdu.”
Bu şiirde onurlu bir Anadolu çocuğunun, içine düştü?ü ve kimselere itiraf edemediği imkânsız aşkın seviyeli bir şekilde dizelere dökülmüş hali vardır. Bizlerde bu duyguyu yaşadık. Hatta aynı Karakoç gibi sevgimizi kimselere açamadık hep Yüreğimize gömdük. Sevdiklerine kavuşma özlemi çeken her genç gibi hasret zamanı "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) şiirini kendi kendime mırıldanarak sevgimi sessizce haykırırım.
Artık günümüzde böyle aşklar yerini birkaç aylık flörtlere, tatsız ayrılıklara, çocuşu yaşında ki erkeklerle doyumsuz azgın bir görüntü çizen reklâm birlikteliklerine ve v?cık v?cık ?ehvet kokan “ar damarı çatlamış” edepsizce sahnelere, en iyimser tarafıyla da bir başka boyuttan; “bordro” ve “mantşk” evliliklerine bırakmıştır. Konuyu daha iyi anlatmak açısından bir örnek vererek izah etmek istiyorum: Evin erkek çocuşu üniversite 3–4. sınıfa geçer geçmez ev ahalisi okul hastane vs devlet dairesinde çalışan eş aramaya koyulmuştur. ?ster inanırsınız ister inanmazsınız benim görev yaptığım okula her hafta bu sebepten birçok ziyaretçi gelmektedir. Etrafımızda böyle birçok evliliğin ileriki yıllarda nasıl bir çıkmaza girdiğini sevgisiz bir ailenin hayatın tüm olumsuzluklarına karış mukavemetini size bırakıyor ve bu tür “bordro evlilikleri” nin de boğanmaları tetiklediğini düğünüyorum.
Ben bu tür aşkların bittişini düğünüyordum ki bu günlerde Bozkır da yakın arkadaş ve dostlarımı ziyaret esnasında u?radım bir yerde gördüğüm ve i?itti?im kadarıyla bu tür seviyeli, ?ehvetten uzak, ayağa düşürmeden, köşe kapmaca oynamaks?zın adam gibi sevgilerin mevcut olduğunu gördüm. Ziyaretinde bulundu?um arkadaş meslek hayatımın ilk öğrencilerimden birisiydi. yukarıda anlatmış olduğum Mona Rosa’yı bu öğrencimin gözlerinin içinde gördüm. Tabi her dönemde olduğu gibi sevenine acı ve ?zdırap sunan bir “Mona Rosa”(!).
Yaz?ya Yüreği Allah ve insan sevgisiyle dolu tüm â??klar için “Mona Rosa” şiirlerini sunuyorum sevginizi tazelersiniz.

muammertunahan@hotmail.com

MONA ROSA

I. A?k ve Çileler

Mona Rosa, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık ku? merhamet ister
Ah... senin yüzünden kana batacak
Mona Rosa, siyah güller, ak güller.

Ulur ay'a karış kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar da?a
Mona Rosa, bugün bende bir hal var
Yağmur iri iri düşer toprağa
Ulur Ay'a karış kirli çakallar.

Açma pencereni perdeleri çek;
Mona Rosa seni görmemeliyim
Bir bak??ın ölmem için yetecek
Anla Mona Rosa ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağacının karanlış?dır
Elindeki elma ile başlayan...
Bir yakut yüzükte aydınlanan s?r,
S?cak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlış?dır.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vah?i çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli olur bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların.

Zaman çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar gelsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf gö?e bu kadar
Zaman çabuk geçiyor Mona.

Akşamları gelir incir kuşları
Konarlar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kiminin sarı
Ah... beni vursalar bir ku? yerine
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben Mona Rosa bulurum seni
incir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar... su kenarında
Ki ben Mona Rosa bulurum seni.

K?rgın kırgın bakma yüzüme Rosa
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım uymaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kur?un söyler
K?rgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurdan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaş?rmış
Birgün gözlerimin ta içine bak:
Anlarsın ölüler niçin ya?armış
Yağmurdan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler , o kokulu ten,
Cevap versin, bu kanlı ku? tüyüne
Bir tüy ki can verir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı geceye güne
Altın bilezikler , o kokulu ten.

Mona Rosa, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık ku? merhamet ister
Ah... senin yüzünden kana batacak
Mona Rosa, siyah güller, ak güller


II. Ölüm Ve Çerçeveler

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
Garip bir yolculuk, tren ve Geyve
Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve...

Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Gece kar yağacak sabaha kadar
Toprakta et, kemik çatırt?ları...
Yarı ölüleri bir korku tutar,
Değince bir taşa kafa tasları,
-Ölüler ki yalnız tırnakları var,
Ve yalnız burkulmu? diz kapakları...

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı,
Esmer delikanlı, hatıra ve kan.
yeşil gözlü kızın h?çkırıkları,
S?zıyor bir kapı aralığından,
Lambalar yanıyor hafif ve sarı

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
Açıyor elini gö?e bir kadın
Uzuyor, uzuyor altın saçları
U?runda ölünen güzel kızların

Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Çocuklara açar ma?araları
Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler
?lân-ı aşktan dil balıkları
A?ina suları çabuk terkeder.

Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Bakıyor ateşe, küle böcekler.
Köpekler parçalar kanaryaları
Mektupları bir boz ağaç kurdu yer
Baykuşlar ötüyor harabelerde
Yanıyor lambalar hafif ve sarı.

Bir kaza kur?unudur her yerde
Süvarisiz ?aha kalkan atları
Bir ruhun ?? vardır göklerde
Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Ötüyor baykuşlar harabelerde.

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer
Bekledi arzuyla karanlıkları
Anneler, babalar, erkek kardeşler:
Tâ içinden duyar ani bir a?r?
Bir hüzün şarkısı tutturur gider
Anneler, babalar, erkek kardeşler...

Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş
Bir ne?e şarkısı tutturur gider
Birinci, ikinci, üçüncü sarho?
Kur?unlar s?k?lır göklere doğru
Serçe yavruları havada titrer

Lambalar yanıyor hafif ve sarı...
Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
İnce yelkenleri alıyor yeller
Titretir kalpleri ve bayrakları
Gemiden toprağa uzanan eller...

Lambalar yanıyor hafif ve sarı
Bir yosun köküne hasret kalacak
Gizli hazineler, su yılanları...
İnce yelkenleri alıyor yeller
Bir lamba yanıyor hafif ve sarı

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
Beyaz pelerinli hür tayfaları
Kendine başlar siyah kediler
Titriyor gönüller ve kara bayrak
Bir yosun köküne hasret kalacak
Gemiden toprağa uzanan eller
Bir lamba yanıyor hafif ve sarı

Bir lamba yanıyor hafif ve sarı
Garip bir yolculuk, tren ve Geyve
Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları:
Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve...


III. Pi?manlık Ve Çileler

Rüzgar eser, yağmur ya?ar, tilkiler ü?ür;
Bir odun parçası aydınlatır ocağı,
Annesi ateşin önünde peri?an,
Annesi ateşin içinde hür,
Rüzgar eser, yağmur ya?ar, tilkiler ü?ür.
Yağmurlar s?rtıyla s?rtımın arasındadır,
?ark?lar dudaklarıyla dudaklarımın.
Kalbimi bin parçaya böldü bir divane s?r
Sesi geliyor sesi günahkar çocukların
?ark?lar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır.

Benim de boyum ufak, onun da ufakt?.
K?v?rcık saçlarından öpmediğim için onu,
Onun bu ocakta yanan Toprağı
Her gece rüyamda avuçlarımı yakt?
Benim de boyum ufak, onun da ufakt?.
Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara
Annesinin ba?? ellerinin arasında
Parma?ında aydınlık günlerden kalma yüzük
Bir fotoğraf asıl?dır duvarda.
Aynaya, geceye, maziye dönük
Annesinin ba?? ellerinin arasında

Bir tüfeğin burnu havadadır
Ateş almak üzeredir mermisiz
Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım,
Siz beni ne anlarsınız siz
Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz.

Bir saman çöpüne tutunmu? kızların
Eteğini ben çektim.
Neyleyim. gö?sümü Karada?'ın sert rüzgarı doldurmu?
Annemden ilk sütü Geyve'den içtim.
Ankara'ya, Çatalda?'a bir zindandan gün vurmu?
Az kalsın yerine ben ölecektim
Bir saman çöpüne tutunmu? kızların.

Kediler halıları parçalıyor
Kırmızı bir ?k düğüyor yere
Annenin dizinde derman yok
Annenin kafası iki parçadır...
Hükmedemiyor insan ruhuna ateş,
Rüzgâr hükmedemiyor incecik perdeler,

Kediler halıları parçalıyor
Ate?te sarı gül açar saks?lar,
K?zarmış bir ekmek gibi duruyor
Kulaşıma garip sesler geliyor.
Ku? yumurtasından çıkan insanlar,
Ah?rda bir ata eğer oluyor;
Kulaşıma garip sesler geliyor.

Ben bir şarkı ben bir türküyüm,
Ben Meryem'in yana?ındaki tüyüm;
Beni bir Aziz'in nefesi uçurur,
Kalbimde Allah'ın elleri durur.
Cici ayaklarım iplikle bağlı,
Ben onun s?las?, kendimin gurbetiyim,
Ben bir Aziz'in hasreti
Ben Meryem'in yana?ındaki tüyüm.

Benim gözlerim yeşildir, evet evet onun gözleri kara,
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara...

Ocak sönüyor, ateş kül oluyor
Annesinin saçları beyaz,
Annesi saçlarını yolmuş.
Ateğin içinde gül açılmış,
Selvi büyür, ard?ç büyür, çocuk büyür,
Ocak sönüyor ateş kül oluyor,
Annesi ruhunda ruhuma e?iliyor.

Sineklerin kanadını ?s?tan
Bir güneş toprağı yar?p çıkacak
kadınlar sansa da yaşadı?ını
?ark?sız kaldıkça yaşamayacak
kadınları şarkılar, akrepler aydınlatır
kadınları şarkılar, zehirler aydınlatır.

Artık ben gidece?im, ata eğer vuruyorlar
Hatıralarımı birer birer yakacağım
Entarimi parça parça edip
Zehirli kirpilere bırakacağım
Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp
Gö?süme siyah bir gül takacağım
Batan güneşe doğru kur?unlar s?k?p
Kendimi boğlu?a bırakacağım.

Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz
Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım,
Siz beni ne anlarsınız siz
Artık ben gidece?im atım ki?niyor
Bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor.

Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz, bir deniz
Beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam
Benim gözlerim yeşildir, ah... onun gözleri kara
Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara.


IV. Ve Mona Rosa

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
S?rrımı söylüyorum vefakâr balıklara,
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi.
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgâra,
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara.

Bir çevre sa? elimden bulanık suya düştü
Ve boğaz?m? s?kt? parmaklar ince uzun
Günahkâr Toprağıma saçından bir tel düştü,
Sana ne olmuş Rosa bir derde tutulmu?sun
Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pi?ti
Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun
Bir çevre sa? elimden bulanık suya düştü

şu ?apkayı çıkar?p atıyorum ?rma?a
Her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar
Rüyasında örümcek başlarsa ağlama?a,
?çine gül koydu?um tüfek ölmeye başlar
Günahını s?rtına yüklenen kaplumbağa
Gibi ölüm önünde özbenliğim yava?lar
Öyleyse şu ?apkayı atıyorum ?rma?a.

Bu kokuyu erkekler kediler gibi alır.
Ve kediler her gece sürünür yastşklara
Denizleri bahtiyar eden günler kısalır
Satılmayan çiçekler zehirili ve kapkara,
Unutulmu? erkekler ve kadınlara kalır
Bir geyişin gözleri düşer eriyen kara
Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır.

Bugün yalnız yağmura tahammül edece?im,
Ta boğaz?ma kadar çıkan deli yağmura
Tüyüme horozdan çok itimat edece?im
Asılmış bir adamın iki eli yağmura
Ruhuma bayrak yapıp ben teslim edece?im
?timat edece?im bu belâlı yağmura
Bugün yalnız yağmura tahammül edece?im.


Ve yalnızlık sigara külü kadar yalnızlık
Ve topra?ın rüyaya yılan gibi girişi
Sana da Mona Rosa taş bebe?i bıraktık
Ellerinde k?lçıklı balıkların bir di?i
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan i?i
Ve yalnızlık sigara külü kadar yalnızlık

Bir tren ??na güneşe çekmek seni
Ve bir şiir yaratmak ruhunda Geyve diye
Parçalanan gemiyi ve y?rt?lan yelkeni
Kat?vermek sessizce söylenen bir türküye
Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
Ve son vermek bitmeyen bu bitmeyen şarkıya
Bir tren ??na güneşe çekmek seni.
Sana tavus ku?unun içime girdiğini
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.

?çime girdiğini tüyümü yolduğunu
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.

?çimde tavusların birbir kaybolduğunu,
Bana da bir çift ak kanat kaldığını,
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum.

Sezai KARAKOÇ

Not: Bu yazı www.bozkirpostasi.com.tr ve Bozkır Postası Gazetesinde yayınlanmıştır.
http://www.bozkirpostasi.com.tr/index.php?page=kose&id=4&xid=230
Logged
Kıdemli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2562
« Yanıtla #1 : 07 Ağustos 2008 - 11:32 »

Allah razı olsun abi güzel duyguların için. Ben okumuştum  paylaşacaktım abi  sen benden önce davrandın.
Logged

O'na yar olmuşum O'nun kuluyum
Mazimin yarına giden yoluyum
Hem çağdaşım hem Anadolu'yum
Ne sağda ne de solda gör beni

Ozan Uğur IŞILAK
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 381
WWW
« Yanıtla #2 : 07 Ağustos 2008 - 16:23 »

konuyu anlatığın bir harika güzel bir yazı sagol hocam
Logged

yuo tube tekbasina42
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 442
« Yanıtla #3 : 07 Ağustos 2008 - 16:24 »

içimiz ?sındı sagol
Logged
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 106
« Yanıtla #4 : 07 Ağustos 2008 - 16:28 »

bu şiir ve şair hakkında birçok hikaye uydurulmuştur ama aşk bir gerçek olup şair hiç bir zaman aşkını sevdişine açamamıştır
Logged
Kıdemli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2562
« Yanıtla #5 : 07 Ağustos 2008 - 16:33 »

bu şiir ve şair hakkında birçok hikaye uydurulmuştur ama aşk bir gerçek olup şair hiç bir zaman aşkını sevdişine açamamıştır

şair tam bu cümlelilk hocam o zaman

SEN? SEV?YORUM D?YEN SANMA K? GERÇEK SEVEND?R, SEN? GERÇEKTEN SEVEN, SEN? SEV?YORUM DEMEYE ÇEK?NEND?R.  Grin
Logged

O'na yar olmuşum O'nun kuluyum
Mazimin yarına giden yoluyum
Hem çağdaşım hem Anadolu'yum
Ne sağda ne de solda gör beni

Ozan Uğur IŞILAK
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 106
« Yanıtla #6 : 07 Ağustos 2008 - 16:46 »

kimsede ?aiire Muazzez AKKAYA kimdir diye sorma cesaretini kendinde görememiştir.
Logged
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 381
WWW
« Yanıtla #7 : 09 Ağustos 2008 - 18:19 »

gerçekten büyük bir aşk yaşanmış bu adamlar sa?m? hocam yani şair ve sevdi?i kız merak ettim
Logged

yuo tube tekbasina42
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 566
« Yanıtla #8 : 09 Ağustos 2008 - 20:33 »

eline sağlık hocam tek kelimeyle güzel bi yazı
Logged

Nice  insanlar gördüm, üstünde elbise yok.
Nice elbiseler  gördüm, içinde insan yok.

                             Mevlana
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 106
« Yanıtla #9 : 10 Ağustos 2008 - 16:56 »

yorumcu dostlarıma ben teşekkür ederim
Logged
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 381
WWW
« Yanıtla #10 : 15 Ağustos 2008 - 16:20 »

büyük  aşkmış ya
Logged

yuo tube tekbasina42
Yeni Başlayan
*
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 106
« Yanıtla #11 : 23 Ağustos 2008 - 16:42 »

hemde dillerde gönüllerde
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Google ve orumceklerin son ziyareti 07 Ocak 2009 - 16:07