09 Ocak 2009 Cuma 04:23 - Bozkır Haberleri, Bozkır Fotoğrafları, Bozkır Hakkında Bilgiler
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Reklam Ver
www.wcs.com.tr UKAS ve TURKAK onaylı kalite belgelendirme
www.fqcert.com TURKAK ve TGA onaylı kalite belgelendirme
standartkalite.com Yönetim sistemleri, egitim ve danışmanlık
English French Deutsch Turkish
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Kullanıcı Adı
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Kendi Çizgimizi Heceleme Yolunda  (Okunma Sayısı 139 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kıdemli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2562
« : 02 Ağustos 2008 - 17:57 »

Kendi Çizgimizi Heceleme Yolunda
 
 




Bir zamanlar “din” denince ilk defa akla bizim dinimiz geliyordu ve her akla geliğinde de vicdanlar saygıyla ürperiyordu. Her şeyden evvel onun sâlim vicdanlarda bıraktığı iz çok derindi ve her türlü çarp?k değişime-dönüşüme meydan okuyacak kadar da güçlüydü. Onun hedefinde cihan sulhü ve insanlı?ın ebedî mutluluğu söz konusuydu. Vaadettiği şeyleri gerçekleştirmede öyle güçlü argümanları vardı ki, onu deliliyle-medlûlüyle tanıyanlar, dünyada en erilmezlere ermiş sayılırlardı. O Allah’tan gelmiş, insanları Allah’a çağ?ran öyle güçlü ve inandır?c? bir ses idi ki, ön yarg?sız olmak şartıyla, bu sese kulak verenler bir daha da onun tesirinden kurtulamazlardı; kurtulamazlardı, zira bu seste her zaman dünya ve ukbâ mutluluğu yank?lanmaktaydı ve bu seste insanları melekleştirmenin şifreleri gizliydi. Bu ses, semalar ötesinin sesiydi ve örgülediği sistem de ?slâm diniydi.

Bu din sayesinde insanlık iç içe en bereketli ink?lâplarla tanı?t? ve en hayatî değişimlere şahit oldu. Oydu mutlak sulh ü salâha giden yolları gösteren ve oydu as?rlardan beri üst üste y??ılmış be?erî problemlere nihaî çözümler vaadeden. Düğünün ki, as?rlar ve as?rlar boyu onun aydınlık çehresini karartmak ve gelip gelip önünü kesmek isteyen onca mütecâviz ve saldırgan kimselere rağmen, o hâlâ biricik ümit kaynağı olma konumunu muhafaza ediyor ve kendine sığınanlara ölümsüzlük iksiri sunuyor…
Karanlık bir dönemde ondan kopanlar veya bir inat uğruna ona karış çıkanlar kendi tali’lerini karartadursunlar, o her zaman en taze ve gönüllere itmi’nan a?ılayan mesajlarıyla yoldakilere biricik ?k kaynağı ve güven bunalımı yaşayanlara da âdeta bir emniyet otaşı oldu ve olmaya da devam ediyor. Kim ne derse desin, bu dinin hakiki temsilcileri sayesinde bütün dünya bir gün bu büyük gerçe?i mutlaka anlayacak ve onun üfül üfül huzur esen iklimine ko?acaktır. Kim bilir belki de, o ilk dirili? çağlarında olduğu gibi bu din bir kere daha hepimizi bağrına basacak ve şu can çeki?en dünyaya yeni bir hayat üfleyecektir!.. El verir ki, bu dinin müntesipleri kendi tereddüt ve zikzaklarıyla ona ümit başlayanları inkisara u?ratmasın ve ma’?erî vicdanda ona karış olu?maya başlamış güveni sarsmasınlar.

Bu din, bir dönemde g?rtla??na kadar gaflet, cehalet ve dalâlet içinde bocalayıp duran y?nları bir hamlede, bir nefhada bulundukları durumdan kurtararak, onları idrak üstü ufuklara yükseltti?i gibi günümüzün da?ınık ve hedefsiz y?nlarına da mutlaka ilham kaynağı olacak ve onlara insan olmanın farklılığını haykıracaktır.

Evet bu din, o sağlamlardan sağlam semavî yapısıyla bir gün, bu çağın ipe-sapa gelmeyen y?nlarını da gerçek insanlığa uyaracak ve özündeki ilâhîliği herkese duyuracaktır.. duyuracaktır zira bu din, bir kısım mücerret ölçü, prensip ve nazariyelerden ibaret içi boş bir sistem değildir; o, insan tabiatıyla içli d??lı, onun maddî-manevî ihtiyaçlarına cevap verecek zenginlikte bir sistemler mecmuas?; fert, toplum hemen herkese aydınlık bir gelecek vaadeden gökler ötesi âlemlerin sesi-solu?udur.. ve şimdilerde o, kendine has ?ivesi ve herkese tesir eden büyüsüyle, bir dönemde insanlı?? ulaştırdığı semavîli?e bir kere daha ulaştırmak suretiyle ona dünya ve ukbâ kapılarını açacak s?rlı bir anahtar sunmaktadır.

Günümüzde olduğu gibi o, bir kısım vefasız müntesipleri ve can al?c? hasımları yüzünden kendini tam ifade edemese de, bir e?ref saat ve e?ref zaman diliminde kalb ve kafa izdivacına muvaffak olmuş bahtiyar tilmizleri sayesinde bir kere daha sesini göklere ve gökler ötesi âlemlere duyuracak ve o günün insanlarına iç içe “?eb-i arus”lar ya?atacaktır.

Aslında bunlar, en muzlim dönemlerde gerçekleştişine göre neden bir kez daha gerçekleşmesin ki?!. Bir kere, kendi keramet ve kıymet-i ruhiyesine uyarıldığı takdirde insan yine aynı insan.. o gün olduğu gibi bugün de hedef, dünya ve ukbâ saadeti.. bu gayeyi gerçekleştirmek için disiplinler aynı disiplinler.. geriye sadece iman, ümit ve azimle gerilmi? temsilcilerin “Vira Bismillâh” deyip işe koyulmaları kalıyor… Kalbler Allah’ın elinde, bakarsın bir gün o da oluverir. “Hak tecelli eyleyince her işi âsân eder / Halk eder esbabını bir lahzada ihsan eder.” (İbrahim Hakkı) Kaldı ki günümüzde bu k?vamdaki temsilcileri de bütün bütün yok sayamayız. Gerçi biraz heyecan yorgunlu?unun yağandığı ve biraz da ahesterevlik ettiğimiz muhakkak; ancak çok önemli projelerin tahakkuk ettiği/ettirildi?i de bir gerçek.

Her şeyden evvel, bugün, dünyanın dört bir yanında bize ait o kadar değerli şeyler ihya edildi ki, bunları görmezlikten gelmek bir nankörlük, görüp de hâlâ karamsarlık yaşamaksa bir tali’sizliktir; bir tali’sizliktir, zira son dönemler itibarıyla kaç hâdise gösterilebilir ki bu kadar hızlı gerçekleştirilmi?!. kaç dirili? vardır ki bu kadar seri tahakkuk ettirilmi?!. ve kaç düşünce ve dünya görüşü vardır ki bu kadar kısa zamanda kitlelere mal edilebilmi?! Bu itibarla da yeryüzü aynı yeryüzü, insanlık aynı insanlık, mefkûre aynı mefkûre, dün gerçekleşen o müspet hâdiseler bugün niye gerçekleşmesin ki?!. Hele bir de özü sözü bir o beklenen aydınlık temsilciler, değişik f?tratlara göre seslerini şöyle böyle bir duyuruverseler, duyurup selim düşünce ve ruhları kendi değerlerine uyarabilseler, işte o zaman, as?rlardan beri ?k bekleyen bütün insaflı vicdanlar içinde bulundukları o dünyevî darlıklardan s?yrılarak bu aydınlık ruhların ferahfeza iklimlerine ko?acak ve çok farklı bir hayatla tanı?acaklardır.

Gerçi günümüzde bu tür dirili? hareketlerine karışlık bir kısım beden insanlarının olumlu her şeyi sabote etmeleri de bir gerçek.. bilhassa, tamamen dünyaya kilitlenmiş oligar?ik bir az?nlığın her şeye karış çıkma gibi bir tavrı var ki hiç sorma gitsin. Evet, böyleleri kendi düşünce dünyalarına –ona da düşünce denecekse– ters düşen en olumlu şeyleri bile yerden yere vurmakta ve en masum hareketleri dahi karalamaktan geri kalmamaktadırlar. Bunlar bazen “gericilik” gibi kelimelerle, bazen de “irtica” ve “mürteci” gibi yâvelerle din ve diyanet adına ortaya konan her şeye saldırıp her gün yeni bir fitneye sebebiyet veredursunlar, gerçek insanî değerlere uyanmış temiz vicdanlar bütün bunları da her zaman tebessümlerle karışlamış ve böylelerinin bile –insan olarak yaratılmış olmanın kerameti– bir gün ettiklerine nâdim olup özür dileyebilecekleri beklentisiyle “Ya Sabûr” deyip durmu?lardır.

şimdilerde bize, Allah’a dayanmak, azmimize azim katarak doğru bildiğimiz yolda yürümek ve elimizden geldiğince herkesi şefkatle kucaklayıp onlara dahi içimizde köpürüp duran insanî muhabbeti duyurmak düğüyor ki, gayri bundan ötesi Hakk’ın takdirine rıza ve zamanın çıldırt?cılığına karış da aktif sabır ve temkine kalıyor.


SIZINTI TEMMUZ SAYISI
BA?YAZI

 
Logged

O'na yar olmuşum O'nun kuluyum
Mazimin yarına giden yoluyum
Hem çağdaşım hem Anadolu'yum
Ne sağda ne de solda gör beni

Ozan Uğur IŞILAK
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 566
« Yanıtla #1 : 03 Ağustos 2008 - 22:53 »

eline sağlık güzel bi paylaim sağol
Logged

Nice  insanlar gördüm, üstünde elbise yok.
Nice elbiseler  gördüm, içinde insan yok.

                             Mevlana
Kıdemli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2562
« Yanıtla #2 : 08 Ağustos 2008 - 08:14 »

Gündeme
Logged

O'na yar olmuşum O'nun kuluyum
Mazimin yarına giden yoluyum
Hem çağdaşım hem Anadolu'yum
Ne sağda ne de solda gör beni

Ozan Uğur IŞILAK
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Google ve orumceklerin son ziyareti 02 Ocak 2009 - 08:46