09 Ocak 2009 Cuma 02:52 - Bozkır Haberleri, Bozkır Fotoğrafları, Bozkır Hakkında Bilgiler
Üye Girişi
Üye Adı: Şifre:  

Ülfet Ticaret
www.wcs.com.tr UKAS ve TURKAK onaylı kalite belgelendirme
www.fqcert.com TURKAK ve TGA onaylı kalite belgelendirme
standartkalite.com Yönetim sistemleri, egitim ve danışmanlık
English French Deutsch Turkish
Ana Sayfa Yardım Giriş Yap Kayıt

Kullanıcı Adı
Şifre

Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Ahiretin İlk Durağı: Kabir  (Okunma Sayısı 185 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kıdemli Üye
****
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 2562
« : 01 Ağustos 2008 - 10:55 »

Ahiretin İlk Durağı: Kabir
Süleyman Toprak



 
 Hasta bir insanın geceyi k?vrana k?vrana, her dakikayı bir saatmi? gibi duya duya geçirmesiyle, çok yorgun yatan ve ne zaman sabah olduğunun farkına varamayacak kadar kesintisiz uyuyan bir insanın zamanı alg?lamaları da farklı farklıdır. Aynen öyle de, berzahta mü’minler namazlarını, Kur’ân’larını, Allah (celle celâluhû) yolundaki hizmetlerini, gönüllerine in?irah ve sürur verici birer enîs, birer dost olarak bulurlar.

 
 

 


Ölüm herkes için mukadder, ölümden kaçı? ve kurtuluş yok; herkes ölümü tadacağını ve bir gün mutlaka öleceğini biliyor. Ama ölümle her şey bitmiyor. Ölümden sonra ne olacağını da insan merak ediyor ve bilmek istiyor. Acaba ölümden sonra da hayat devam edecek midir, yoksa ölümle her şey bitecek ve insan yok olup gidecek midir? Ölümle yok olup gitmekten hoğlanmayan, ebedilik duygusu ve arzusu ile yaratılmış olan insanoğlu, ölümden sonra da hayatının devam etmesini istiyor. İşte bu noktada ahiret hayatının varlı?? gündeme geliyor. Baz?ları ahiret hayatının ölümden sonra hemen değil de ebedi hayat için Mahşerdeki dirili? ile başlayarak sonsuz devam edeceğini belirtmişlerdir. Bu anlayışa göre ölümle Mahşerdeki dirili? arasında insanın kalacağı yer olan kabir ve berzah âlemi, ahiretten ve dünyadan ayrı bir âlem olarak düğünülmektedir. “İki şey arasındaki engel, hâil ve ayır?c? hudut” gibi manalara gelen “berzah” kelimesinin lügat manası bu izaha uygun düşmektedir.

Peygamberimiz bir hadislerinde kabir hayatını “ahiret duraklarının ilki”1 olarak nitelendirdiği ve ölümden sonra insan dünyayı terk edip ahirete yöneldi?i için biz kabir hayatını ahirete dahil etmenin daha doğru olacağı kanaatindeyiz.

Ölümü müteakip çoğunlukla ceset bozulduşu ve aslı olan toprağa dönüştü?ü için ölümden sonraki ahval ruhun ölmezliği ve bekâsıyla izah edilir. Nitekim ruhun bedenden ayrı bir varlı?? olduğunu kabul edenler, onun bedenin yok oluğundan sonra da ya?ayacağını kabul etmişler; ruha cesetten ayrı bir varlık tanımayanlar ise onu genelde cesetle birlikte öldürmüşlerdir. Birincilere göre ölümden sonraki ahvali izah mümkün olurken, ikinciler bunu imkânsız görmektedirler.

Kabir hayatı da dâhil, ölümden sonraki ahvalin tümü gayba ait meselelerdendir. Ak?l ve duyularla bilgi edinme ve hüküm verme imkânı olmayan bu gibi konularda ancak Allah ve Peygamberinin haber vermesiyle yani Kitap ve Sünnet'le bilgi sahibi olunabilir. Hatta bazen onlar tarafından haber verilenlerin de mahiyet ve keyfiyetini tam olarak anlama imkânına sahip olamayabiliriz. Böyle zamanlarda aklın görevi, verilen haberin doğru olup olmadığını araştırmak, doğru ise olduğu gibi inanmak, kabul etmektir.

Ahiretin ilk durağı olan kabirde insan, sual, azap ve nimet olmak üzere üç durumla karışla??r.

1- Kabir Suali:

Ölen kimse kabre vardığı zaman ilk karışla?acağı şey sualdir. Ölü kabre konunca Münker ve Nekir adlı iki melek gelir, kendisini sorguya çekerler. Münker ve Nekir, kabre konulan insana Rabb’inden, dininden ve peygamberinden sual soran iki melektir. Dünyada mü’min olarak yaşamış ve bu iman üzere ölmüş olanlara Allah Teâlâ, meleklerin sorduşu soruların cevabını ilham eder ve -gelen sual meleklerinin heybetinden hiç korkmaks?z?n- sorulara kolayca cevap verirler. O andan itibaren de nimet ve mutluluk içinde kıyametin kopmasını ve ahiretteki makamlarına kavuşmayı arzu ile beklerler.

Dünya hayatlarında iman etme şerefine erememiş, küfür ve isyan üzere yaşamış ve öylece ölmüş olanlar ise, sual meleklerinden müthiş bir şekilde korkarlar; sordukları sorular karışsında ?a??r?p kalır, cevap veremez, “Bilmiyorum.” derler. O andan itibaren kendileri için azap ve ceza başlar.

Kabir sualinin varlı??na, buna işaret eden ayetler ve mana yönünden tevatür derecesine varan hadisler delalet etmektedir. Hadislerde açıkça anlatılan ve olmasında aklın hiçbir imkânsızlık görmediği bu konuda icma da vardır. Bu sebeple kabir sualinin olacağına inanmak gereklidir.

Birçok tefsirde açıklandığına göre, Kur’ân-ı Kerim’deki, “Allah, iman edenlere dünya hayatında da, ahirette de o sabit sözde daima sebat ihsan eder. Allah zalimleri (kâfirleri) ?a??rtır, Allah ne dilerse onu yapar.” (İbrahim Sûresi, 14/27) ayeti kabir sualine delalet etmektedir. ?bn Abbas, bu ayetin mü’minlerin kabirde sorguya çekileceklerine delil olduğunu söylemiştir.

Bera b. Azib’den gelen muhtelif hadislerde de Peygamber Efendimiz’in, yukarıdaki ayetin kabir suali hakkında indiğini bildirdiği ve ayetteki “ahiret” ile, mü’minin kabrinde sorguya çekilip de Allah’ın bir olduğuna ?ehadet ettiği ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’i tanıdığı zamanın kastedildiğini haber verdiği rivayet edilmiştir. 2

Abdullah b. Mes’ud da: “Size bir hadis söylediğimiz zaman mutlaka Kitap'tan (Kur’ân’dan) onu doğrulayan bir şey getiririz. Müslim kabrine kondu?unda oturtulur ve kendisine şöyle denir: “Rabbin kim? Dinin neş Nebin kim?” Allah onu sabit söz üzere tesbit eder ve şöyle der: “Rabbim Allah, dinim ?slâm, peygamberim de Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’dir.” Bunun üzerine onun kabri genişletilir ve hoşça kokulanır.” diyor ve yukarıdaki ayeti okuyor. Demek ki bu ayeti o, kabir sualine ve bu sualde mü’minin doğru cevap verişine delil olarak getiriyor.

Peygamber Efendimiz’den (s.a.s.), “Muhakkak ki bu ümmet kabirlerinde imtihana çekiliyor...” 3 dediğini çok sayıda sahabe rivayet ederler.

Ebu Hureyre’den sahih bir isnadla gelen bir hadis-i Şerifte ise, kabrine varan kişinin oturtulacağı ve hangi din üzere olduğundan ve Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkındaki itikadından sorguya çekilece?i; ameli iyi olan salih kişilerin soruları cevaplayacağı; bunun üzerine kendisine Cennet ve Cehennem’in ikisinin de gösterilip Cennet’teki makamının bildirilece?i haber verilmiştir. Kötü kişilerin ise şiddetli bir korku içinde kalacağı, sorulan suallere “Bilmiyorum.” diyece?i, bunun akabinde kendisine Cennet ve Cehennem gösterilerek, yerinin Cehennem olduğunun haber verilece?i anlatılmaktadır. 4

?man, tevhid ve herkesin en fazla ihmali görülen hususlar hakkında olacak olan sualler, herkese kendi diliyle ve idrak edip anlayabileceği şekilde sorulacaktır.

Bu konudaki haberlerde sual esnasında ruhun, sorgulamayı idrak edip sorulan suallere cevap verebilecek kadar bir canlılık kazandırmak ve sualden sonraki nimet ya da azab? idrak ettirmek için bedene iade edilece?i de bildirilmektedir.

Ehl-i Sünnet âlimlerinin açıklamasına göre, kabirdeki sual ceset ve ruha birlikte olacaktır. Kabirde görülen nimet ya da çekilen azaptan da ceset ve ruh birlikte etkileneceklerdir.

Kabir suali, kabre konulsun veya konulmasın, -Allah’ın sualden muaf olmalarını dilediği kimseler hariç- herkese olacaktır. Suallere cevap verebilmek ise, dünyadaki ya?ayı? ve amelle ilgilidir. Bunun suallerin cevabını ezberlemekle bir ilgisi yoktur. Dünyada istedikleri kadar ezberlesinler, imanı olmayanlar orada cevap veremezler.

gıybet etmemek, günah sözlerden sakınmak, anlayarak ve düğünerek çokça Kur’ân okumak gibi bazı iyi ve güzel amellerin kabirdeki sorgulamanın kolay olmasına sebep olacağı haber verilmiştir.

Kabir suali, umumidir, mükellef olan herkese olacaktır. Ancak Allah Teâlâ’nın, kendilerine bir ikram olmak üzere bazı iyi kullarını bu sorgulamadan muaf tutacağı da bildirilmiştir. 5

2- Kabir Azab?:

Allah Teâlâ, insanları günahlarından temizlemek için birtakım imtihanlar hazırlamıştır. Dünyada iken günahlarından tamamen temizlenmemiş olanlar berzah âleminde; orada da temizlenemezlerse yani, orada çektikleri azap da onları bütün günahlarından temizlemeye yetmezse, Mahşerde; orada da temizlenemezlerse Cehennem’de temizlenirler. Böylece tamamen temizlendikten sonra tertemiz olarak Cennet’e girerler. Çünkü orası temizlerin yeridir. Dünyada iken hiç iman ve itaat etmemiş olanlara ise, berzahtaki ve Mahşerdeki temizlik (azap) kâfi gelmez ve bunlar Cehennem’de ebedi kalmak suretiyle cezalandırılırlar.

Buna göre, kabirdeki azap ya da nimet, kişinin dünyadaki durumuna göre olacaktır. Yani herkes berzah âleminde karışla?acağı durumu bu dünya hayatında hazırlar. Orada iyilere iyilik ve mükâfat, kötülere de ceza ve azap vardır.

Ehl-i Sünnet âlimleri, kabirde sual, azap ve nimetin olacağı hususunda ittifak etmişlerdir. Yani bu hususların varlığını ittifakla kabul etmişlerdir. Kur’ân ve sünnette kabir azab?na açıkça delalet eden nasslar bulundu?undan kabir azabının olacağına inanmak gereklidir.

Kur’ân-ı Kerim’de iyilerle kötülere hayatlarında ve ölümlerinde yapılacak muamelenin farklı olacağı haber verilerek şöyle buyrulur: “Yoksa o kötülükleri i?leyip duranlar, kendilerini iman edip salih ameller i?leyenler gibi yapacağımızı, hayat ve ölümlerini bir tutacağımızı mı sandıları Ne fena hüküm veriyorlar. Hâlbuki Allah gökleri ve yeri adaletle yarattı. Hem de herkese kazandı?ının karışlığı verilsin diye (yarattı). Onlara asla haksızlık edilmez.” (Câsiye Sûresi, 45/21-22)

Bu ayetler, herkese amelinin karışlığının verileceğine ve adı geçen iki grubun ölümde ve ölümden sonra görecekleri muamelede e?it olmayacaklarına delalet eder. Böylece iman ve iyi ameli olmayanlar ölüm anından itibaren azapta, iman edip güzel işler yapanlar da nimet içinde olacaklardır.

Kur’ân-ı Kerim’de kabir azab?na açıkça delalet eden ayetler vardır:

Firavun ve hanedanının ölümden sonraki hâllerini açıklayan: “Onlar (kabirlerinde kıyamet gününe kadar) sabah ve akşam ateşe arz edileceklerdir. K?yamet koptuşu gün de: “Fir’avn ve kavmini en şiddetli azaba sokun” denilecektir.” (Mü’min Sûresi, 40/46) ayeti kabir azab?na delildir. Çünkü kıyamet gününde onların daha şiddetli bir azaba sokulmaları emredileceğine göre, ondan önce sabah ve akşam arz edilecekleri azap kabirdedir.

Allah Teâlâ’nın Nuh kavminin durumunu beyan ederek buyurdu?u, “Onlar suda bo?uldular ve ateşe atıldılar.” (Nuh Sûresi, 71/25) ayeti de kabir azabının olacağına delildir. Çünkü ayette bo?ulmalarını müteakip hemen azaba sokuldukları haber verilmektedir. Ölümü müteakip berzah âlemine girdiklerine göre, girdikleri bildirilen azap da berzahtadır.

Kabir azab?na delalet eden başka ayetler de vardır. 6 Kabir azab? hakkında Peygamber Efendimiz’den pek çok hadis rivayet edilmiştir. Di?er insanların muttali olamadıkları pek çok hakikate Allah’ın izniyle muttali olan Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), “Eğer ölülerinizi defnetmemeniz endişesi olmasaydı, kabir azabından (bir kısmını) sizlere i?ittirmesi için muhakkak Allah’a dua ederdim.” (Müslim, Cennet, 17) buyurmuş yine muhtelif zamanlarda ashab?na, “Kabir azabından Allah’a sığınınız.” (Müslim, Cennet, 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/296) diye emretmiş ve bizzat kendisi de kabir azabından Allah’a sığınmıştır.

Hatta bir defasında Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Beni Neccar bahçelerinden birinde bulunan müşrik kabirlerinin yanından geçerken azap sesini duyunca, yanındakilere kabir azabından Allah’a sığınmalarını emretmiş, onlardan birinin: “Ya Resûlallah, onlar kabirlerinde azap mı olunuyorları” diye sorması üzerine de şöyle cevap vermiştir: “Evet, onlar kabirlerinde öyle bir azapla azap olunuyorlar ki, (onların azabın şiddetinden attıkları ç??lıkları) hayvanlar i?itir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/225)

Burada Resûlullah’ın i?itti?i ve hayvanların da i?iteceğini söylediği azap sesi, kabrinde azap görmekte olan kişinin feryadıdır. Nitekim bir hadisinde Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) kabir sualini anlattıktan sonra, kâfir ve münafıklar cevap veremeyince onlara yapılan azab? şöyle anlatır: “...Sonra demirden bir tokmakla ensesine öyle bir vurulur ve kâfir yahut münafık öyle bir bağırır ki, insan ve cinden başka, ona yakın olan her şey onun feryadını i?itir.” (Buhari, Cenaiz 66, 85) Di?er bir hadiste ise bu vuru?la o kişinin toprak olacağı ve ruhu tekrar kendisine iade edilerek azaba devam edilece?i bildirilmiştir. 7

İnsan ve cinlerin kabirdeki azab? duymamalarının sebebi, onların mükellef varlıklar olmalarıdır. Onlar, görmeden Allah ve Resûlü’nün (s.a.s.) haber vermesiyle inanacaklardır. Yoksa her şeyi görüp duymu? olsalardı, dünyaya imtihan için geliğin gayesi gerçekleşmemiş olurdu.

Kabirde kâfir, müşrik ve münafıklar azap görece?i gibi, mü’minlerden günahkâr olan bazıları da azap görecektir. Bu hususta Peygamber Efendimiz’den rivayet edilen hadislerden birinde idrar yüzünden kabirde azabın söz konusu olacağı bildirilmekte ve idrardan sonra iyi temizlenme gereği hatırlatılmaktadır. 8 Adam öldürme, zina ve hırsızlık gibi büyük günahlar yanında küçük sayılan idrardan iyice temizlenmemek ve ko?uculuk yapmak gibi günahlar yüzünden kabir azab? olduğu haber verildişine göre, onlardan daha büyük günahlar için de azabın olacağı tabiîdir. Kabirdeki bu azap günahın çe?idine ve büyüklü?üne göre değişik olur.

?manı olmayanların kabirdeki ve ondan sonraki azapları devamlı olduğu hâlde, mü’minlerden âsi olanların kabirde görecekleri azap, kâfirlerinkinden daha hafif ve geçici olacaktır.

Kabir azabını imkânsız görerek inkâr edenlerden bazıları, cesede bakarak cesedin çürüyüp toprak olduğunu gördüklerinden bu zanna kapılmışlar, cesedi çürüyen ölünün azab? veya nimeti hissedemeyeceğini sanmışlardır. Hâlbuki kabir hayatının idraki için cesedin sağlam olması şart değildir. Allah Teâlâ, kabirdeki azab? veya nimeti idrak edecek kadar bir hayatı cesedin her hangi bir parçasında yaratır ve onunla kabir hayatı idrak edilir. Bu bakımdan kabir ve berzah hayatı umumidir. Kabre konmayan, yakılan, y?rt?c? hayvanlar tarafından parçalanan veya denize atılan ve balıklara yem olanlar dahi kabir hayatını yaşayacaklar, onlar da kabirdeki sual, nimet ve azab? idrak edeceklerdir.

3- Kabir Nimeti:

Kabir nimetinin varlı??, buna delalet eden ayetler ve mana yönünden tevatür derecesine varan hadislerle sabittir. Bu sebeple kabir nimetinin olacağına inanmak gerekir. yukarıda zikredilen mü’minlerle kâfirlere aynı muamelenin yapılmayacağını bildiren ayet-i kerime ile kabir sualine iyi cevap verenlerin hâlini anlatan hadisler aynı zamanda kabir nimetinin de delilleridir. Bunun yanında, şehitler hakkında nazil olmuş olan ayetler de açıkça kabir nimetine delalet etmektedir.

Allah Teâlâ, şehitlerin berzah hayatında diri olduklarını ve kendi katında rız?klandıklarını haber vererek şöyle buyuruyor: “Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma. Doğrusu onlar Rab’leri katında diridirler; (Cennet ve meyvelerinden) rız?klanırlar. Onlar, Allah’ın kendilerine verdiği ihsandan dolayı neşeli hâldedirler ve arkalarından kendilerine şehitlik rütbesi ile katılamayan mücahitler hakkında ?unu müjdelemek isterler: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Âl-i ?mran Sûresi, 3/169-170)

Di?er bir ayette ise, “Allah yolunda öldürülenlere, onlar ölülerdir, demeyin; hakikatte onlar diridirler. Fakat siz anlayıp bilemezsiniz.” (Bakara Sûresi, 2/154) buyrularak, onların diriliklerini ve nimetlere mazhar olduklarını, bizim -ölmeden önce, daha hayatta iken- müşahede edemeyeceğimiz haber verilmektedir. Bu ayetlerde geçen hayatın hakiki hayat olup rız?klanmalarının da berzahta devam ettiği görüşünde Ehl-i Sünnet âlimleri ittifak etmişlerdir.

Berzah âleminde sadece şehitler değil, imanla vefat etmiş ve kabir azab? olmayan diğer mü’minler de derece ve mertebelerine göre nimetleneceklerdir. yukarıda meali zikredilen şehitler hakkındaki ayet-i kerimeler, azab? olmayan diğer mü’minlerin de nimetlendiklerine delildir. Ayetlerde sadece şehitlerin zikrediliği ise, onların Allah katında daha yüksek bir mertebe sahibi olduklarına işaret etmek içindir.

Bu konuda gelen rivayetlerden anlaşıldığına göre, kabir nimeti çok çeşitlidir: Kabrin genişletilmesi, aydınlatılmas?, yeşilliklerle doldurularak Cennet bahçelerinden bir bahçe hâlini almas?, mü’mine akşam-sabah Cennet'teki makamının gösterilmesi, yine mü’minlere kabirlerinde iyi amellerinin arkadaşlık etmesi bu nimetlerden bazılarıdır.

Ahiretin ilk durağı olan kabir hayatı, kabirdeki sual, azap ve nimetle ilgili hususlar, ölümden sonraya ait olmaları bakımından ahiret hâllerindendir. Kur’ân ve Sünnet'ten öğrendi?imize göre, kabir ve berzah hayatı, ölülerin diriltilmesine, yani Mahşere kadar devam edecektir. Bu esnada kâfirler devamlı azapta olacaklardır. Mü’minlerden ise kimisinin azab? devamlı olduğu hâlde, bazılarının cezaları bitecek ve azapları sona erecektir. Mü’minlerin nimet içinde olanlarına gelince, onların nimetleri kıyamete kadar devamlı olacaktır. 9

 stoprak@yeniumit.com.tr

Selçuk Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi

Dipnotlar

1. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/63.
2. Bkz. Buhari, Tefsir 4; Cenaiz 85; Müslim, Cennet 17; ?bn Mace, Zühd 32.
3. Bkz. Müslim, Cennet 17; Nesai, Cenaiz 115; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/3-4.
4. ?bn Mace, Zühd 32.
5. Geni? bilgi için bkz. Süleyman TOPRAK, Ölümden Sonraki Hayat, Konya, 2005, s. 313-375.
6. Bkz. Taha Sûresi, 20/124; Tevbe Sûresi, 9/101; Secde Sûresi, 32/21; Tur Sûresi, 52/47.
7. Bkz.: Ebu Davud, Sünnet 27.
8. Bkz.: Buhari, Cenaiz 88, Vudû 57; Nesai, Cenaiz 116; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/225.
9. Kabir azab? ve nimeti ile ilgili daha geniş bilgi için bkz. Süleyman TOPRAK, Ölümden Sonraki Hayat, Kabir Hayat?, 9. Bask?, Konya, 2005
Logged

O'na yar olmuşum O'nun kuluyum
Mazimin yarına giden yoluyum
Hem çağdaşım hem Anadolu'yum
Ne sağda ne de solda gör beni

Ozan Uğur IŞILAK
yasemin_konya
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 01 Ağustos 2008 - 18:43 »

allah bütün İnsanları kab?r azabından korusun
Logged
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 566
« Yanıtla #2 : 01 Ağustos 2008 - 21:17 »

amin  amin     amin
Logged

Nice  insanlar gördüm, üstünde elbise yok.
Nice elbiseler  gördüm, içinde insan yok.

                             Mevlana
Aktif Üye
**
Offline Offline
Mesaj Sayısı: 522
« Yanıtla #3 : 02 Ağustos 2008 - 08:02 »

allah bütün İnsanları kab?r azabından korusun
amin
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC

Google ve orumceklerin son ziyareti Dün 05:04