|
Konu Başlığı: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: MUAMMER üzerinde 06 Ağustos 2008 - 17:23 A?k rahmani ve insani bir duygu olup, her insan zamanı gelince bu duyguyu ya?ar. Hani derler ya 1. cemre havaya, 2. cemre suya, 3. cemre toprağa düşer, işte aşkta 4. Cemre gibidir sevenin yüreğine düşer ve onu alev alev yakar. Bu başlam da "Aşk ve Çileler"(Mona Rosa) şiiri böyle bir duygunun en güzel tezahürüdür. şiir, Türk edebiyatının en tanınmış akrostişlerinden birisidir. şiir üzerine birçok hikâye anlatılmaktadır. şiir dizelerinin her kıtasının başındaki harfleri yan yana getirdiğinizde "Muazzez Akkaya”m" çıkar. Sezai Karakoç, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okurken Muazzez Akkaya isimli sınıf arkadaşına yazmıştır. Ona olan aşkını, “Ölüm Ve Çerçeveler”, “Pi?manlık Ve Çileler”, “Ve Mona Rosa” ve "Aşk ve Çileler" şiirleriyle haykırmıştır.
şairin sevgiliye yabancı bir ad verilmesi çok ilginçtir. Ancak Rosa Latincede gül anlam? taşımaktadır. "Monna Rosa" bağlı??, Leonardo da Vinci'nin meşhur Jokond portesini hatırlatır. Bilindiği gibi resmin diğer adı Mona Lisa'dır. Ancak bu şiirde onun eserlerine açık veya kapalı hiçbir gönderme yoktur. Belki de bu başlık Naz?m Hikmet Verzanski'nin Jokond ile Si-Ya-U adlı eserinde Jokond'a sahip çıkmasına bir cevaptır. Naz?m Hikmet Verzanski'nin Monna Lisa'sı destanın sonunda, Çin'deki sömürgeci vah?etine tanık olduktan sonra tarihsel maddecili?e dönerken, Monna Rosa gizemci özlemin nesnesi olarak kalır. Bu durum şair tarafından bir söyleşisinde şöyle izah edilir. "1952 baharına girerken 19 yaşında ve Mülkiye ikinci sınıftayım. Bir şiir üzerine çalışıyorum. Bu şiir gittikçe beni kendi dünyasına çekiyor. yıllar, serbest şiir denen ölçüsüz, kafiyesiz şiirin zafer yılları. Orhan Veli ak?m? bir sel gibi edebiyatımızı kaplamış. Okul kitaplarında henüz Yahya Kemal'in saltanat? devam ediyor idiyse de piyasayı Orhan Veliciler istila etmeye başlamıştı. Ya?lılar, edebiyat fakültesi profesörleri, makalelerinde Yahya Kemal'den bahsediyorlardı, ama dergilerde gençler Orhan Veli ve arkadaşlarının açtı?? ç?rdan giderek tüm geleneksel şiir değerleriyle ilişkilerini kesmi? bulunuyorlardı. şairanelik hor görülüyordu. Edebiyatımızın 'gül', 'bülbül' gibi mazmunları alay konusuydu. Bütün değerler yere serilmi? gibi gözüküyordu. kadın; 'tak tak??tır, sür sürü?tür, muhallebiciye gel, piyasa vakti' çerçevesinde alg?lanıyordu. Ben hecede İsrar ediyordum. 'Gül' kavramını yeniden diriltmenin gereğini düğünüyordum hep. 'Mona Rosa böyle doğdu.” Bu şiirde onurlu bir Anadolu çocuğunun, içine düştü?ü ve kimselere itiraf edemediği imkânsız aşkın seviyeli bir şekilde dizelere dökülmüş hali vardır. Bizlerde bu duyguyu yaşadık. Hatta aynı Karakoç gibi sevgimizi kimselere açamadık hep Yüreğimize gömdük. Sevdiklerine kavuşma özlemi çeken her genç gibi hasret zamanı "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) şiirini kendi kendime mırıldanarak sevgimi sessizce haykırırım. Artık günümüzde böyle aşklar yerini birkaç aylık flörtlere, tatsız ayrılıklara, çocuşu yaşında ki erkeklerle doyumsuz azgın bir görüntü çizen reklâm birlikteliklerine ve v?cık v?cık ?ehvet kokan “ar damarı çatlamış” edepsizce sahnelere, en iyimser tarafıyla da bir başka boyuttan; “bordro” ve “mantşk” evliliklerine bırakmıştır. Konuyu daha iyi anlatmak açısından bir örnek vererek izah etmek istiyorum: Evin erkek çocuşu üniversite 3–4. sınıfa geçer geçmez ev ahalisi okul hastane vs devlet dairesinde çalışan eş aramaya koyulmuştur. ?ster inanırsınız ister inanmazsınız benim görev yaptığım okula her hafta bu sebepten birçok ziyaretçi gelmektedir. Etrafımızda böyle birçok evliliğin ileriki yıllarda nasıl bir çıkmaza girdiğini sevgisiz bir ailenin hayatın tüm olumsuzluklarına karış mukavemetini size bırakıyor ve bu tür “bordro evlilikleri” nin de boğanmaları tetiklediğini düğünüyorum. Ben bu tür aşkların bittişini düğünüyordum ki bu günlerde Bozkır da yakın arkadaş ve dostlarımı ziyaret esnasında u?radım bir yerde gördüğüm ve i?itti?im kadarıyla bu tür seviyeli, ?ehvetten uzak, ayağa düşürmeden, köşe kapmaca oynamaks?zın adam gibi sevgilerin mevcut olduğunu gördüm. Ziyaretinde bulundu?um arkadaş meslek hayatımın ilk öğrencilerimden birisiydi. yukarıda anlatmış olduğum Mona Rosa’yı bu öğrencimin gözlerinin içinde gördüm. Tabi her dönemde olduğu gibi sevenine acı ve ?zdırap sunan bir “Mona Rosa”(!). Yaz?ya Yüreği Allah ve insan sevgisiyle dolu tüm â??klar için “Mona Rosa” şiirlerini sunuyorum sevginizi tazelersiniz. muammertunahan@hotmail.com MONA ROSA I. A?k ve Çileler Mona Rosa, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık ku? merhamet ister Ah... senin yüzünden kana batacak Mona Rosa, siyah güller, ak güller. Ulur ay'a karış kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar da?a Mona Rosa, bugün bende bir hal var Yağmur iri iri düşer toprağa Ulur Ay'a karış kirli çakallar. Açma pencereni perdeleri çek; Mona Rosa seni görmemeliyim Bir bak??ın ölmem için yetecek Anla Mona Rosa ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek. Zeytin ağacının karanlış?dır Elindeki elma ile başlayan... Bir yakut yüzükte aydınlanan s?r, S?cak ve minnacık yüzündeki kan, Zeytin ağacının karanlış?dır. Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vah?i çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar, Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar. Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli olur bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların. Zaman çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar gelsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf gö?e bu kadar Zaman çabuk geçiyor Mona. Akşamları gelir incir kuşları Konarlar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kiminin sarı Ah... beni vursalar bir ku? yerine Akşamları gelir incir kuşları. Ki ben Mona Rosa bulurum seni incir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar... su kenarında Ki ben Mona Rosa bulurum seni. K?rgın kırgın bakma yüzüme Rosa Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kur?un söyler K?rgın kırgın bakma yüzüme Rosa. Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı. Yağmurdan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaş?rmış Birgün gözlerimin ta içine bak: Anlarsın ölüler niçin ya?armış Yağmurdan sonra büyürmüş başak. Altın bilezikler , o kokulu ten, Cevap versin, bu kanlı ku? tüyüne Bir tüy ki can verir gülümsesen Bir tüy ki kapalı geceye güne Altın bilezikler , o kokulu ten. Mona Rosa, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık ku? merhamet ister Ah... senin yüzünden kana batacak Mona Rosa, siyah güller, ak güller II. Ölüm Ve Çerçeveler Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Garip bir yolculuk, tren ve Geyve Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları: Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Gece kar yağacak sabaha kadar Toprakta et, kemik çatırt?ları... Yarı ölüleri bir korku tutar, Değince bir taşa kafa tasları, -Ölüler ki yalnız tırnakları var, Ve yalnız burkulmu? diz kapakları... Bir lamba yanıyor hafif ve sarı, Esmer delikanlı, hatıra ve kan. yeşil gözlü kızın h?çkırıkları, S?zıyor bir kapı aralığından, Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Açıyor elini gö?e bir kadın Uzuyor, uzuyor altın saçları U?runda ölünen güzel kızların Lambalar yanıyor hafif ve sarı Çocuklara açar ma?araları Gün görmemiş kuşlar ve örümcekler ?lân-ı aşktan dil balıkları A?ina suları çabuk terkeder. Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bakıyor ateşe, küle böcekler. Köpekler parçalar kanaryaları Mektupları bir boz ağaç kurdu yer Baykuşlar ötüyor harabelerde Yanıyor lambalar hafif ve sarı. Bir kaza kur?unudur her yerde Süvarisiz ?aha kalkan atları Bir ruhun ?? vardır göklerde Lambalar yanıyor hafif ve sarı Ötüyor baykuşlar harabelerde. Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Titriyor yıldırım düşmüş gibi yer Bekledi arzuyla karanlıkları Anneler, babalar, erkek kardeşler: Tâ içinden duyar ani bir a?r? Bir hüzün şarkısı tutturur gider Anneler, babalar, erkek kardeşler... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Her yatak dopdolu, bir yatak bomboş Bir ne?e şarkısı tutturur gider Birinci, ikinci, üçüncü sarho? Kur?unlar s?k?lır göklere doğru Serçe yavruları havada titrer Lambalar yanıyor hafif ve sarı... Bir lamba yanıyor hafif ve sarı İnce yelkenleri alıyor yeller Titretir kalpleri ve bayrakları Gemiden toprağa uzanan eller... Lambalar yanıyor hafif ve sarı Bir yosun köküne hasret kalacak Gizli hazineler, su yılanları... İnce yelkenleri alıyor yeller Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Beyaz pelerinli hür tayfaları Kendine başlar siyah kediler Titriyor gönüller ve kara bayrak Bir yosun köküne hasret kalacak Gemiden toprağa uzanan eller Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Bir lamba yanıyor hafif ve sarı Garip bir yolculuk, tren ve Geyve Bir hançer bölüyor, ah... rüyaları: Bir rüya, bir hançer, bir el: ve, ve, ve... III. Pi?manlık Ve Çileler Rüzgar eser, yağmur ya?ar, tilkiler ü?ür; Bir odun parçası aydınlatır ocağı, Annesi ateşin önünde peri?an, Annesi ateşin içinde hür, Rüzgar eser, yağmur ya?ar, tilkiler ü?ür. Yağmurlar s?rtıyla s?rtımın arasındadır, ?ark?lar dudaklarıyla dudaklarımın. Kalbimi bin parçaya böldü bir divane s?r Sesi geliyor sesi günahkar çocukların ?ark?lar dudaklarıyla dudaklarımın arasındadır. Benim de boyum ufak, onun da ufakt?. K?v?rcık saçlarından öpmediğim için onu, Onun bu ocakta yanan Toprağı Her gece rüyamda avuçlarımı yakt? Benim de boyum ufak, onun da ufakt?. Benim gözlerim yeşildir, onun gözleri kara Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara Annesinin ba?? ellerinin arasında Parma?ında aydınlık günlerden kalma yüzük Bir fotoğraf asıl?dır duvarda. Aynaya, geceye, maziye dönük Annesinin ba?? ellerinin arasında Bir tüfeğin burnu havadadır Ateş almak üzeredir mermisiz Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım, Siz beni ne anlarsınız siz Bir tüfek ateş almak üzeredir mermisiz. Bir saman çöpüne tutunmu? kızların Eteğini ben çektim. Neyleyim. gö?sümü Karada?'ın sert rüzgarı doldurmu? Annemden ilk sütü Geyve'den içtim. Ankara'ya, Çatalda?'a bir zindandan gün vurmu? Az kalsın yerine ben ölecektim Bir saman çöpüne tutunmu? kızların. Kediler halıları parçalıyor Kırmızı bir ?k düğüyor yere Annenin dizinde derman yok Annenin kafası iki parçadır... Hükmedemiyor insan ruhuna ateş, Rüzgâr hükmedemiyor incecik perdeler, Kediler halıları parçalıyor Ate?te sarı gül açar saks?lar, K?zarmış bir ekmek gibi duruyor Kulaşıma garip sesler geliyor. Ku? yumurtasından çıkan insanlar, Ah?rda bir ata eğer oluyor; Kulaşıma garip sesler geliyor. Ben bir şarkı ben bir türküyüm, Ben Meryem'in yana?ındaki tüyüm; Beni bir Aziz'in nefesi uçurur, Kalbimde Allah'ın elleri durur. Cici ayaklarım iplikle bağlı, Ben onun s?las?, kendimin gurbetiyim, Ben bir Aziz'in hasreti Ben Meryem'in yana?ındaki tüyüm. Benim gözlerim yeşildir, evet evet onun gözleri kara, Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara... Ocak sönüyor, ateş kül oluyor Annesinin saçları beyaz, Annesi saçlarını yolmuş. Ateğin içinde gül açılmış, Selvi büyür, ard?ç büyür, çocuk büyür, Ocak sönüyor ateş kül oluyor, Annesi ruhunda ruhuma e?iliyor. Sineklerin kanadını ?s?tan Bir güneş toprağı yar?p çıkacak kadınlar sansa da yaşadı?ını ?ark?sız kaldıkça yaşamayacak kadınları şarkılar, akrepler aydınlatır kadınları şarkılar, zehirler aydınlatır. Artık ben gidece?im, ata eğer vuruyorlar Hatıralarımı birer birer yakacağım Entarimi parça parça edip Zehirli kirpilere bırakacağım Beyaz bir kayanın üstüne çıkıp Gö?süme siyah bir gül takacağım Batan güneşe doğru kur?unlar s?k?p Kendimi boğlu?a bırakacağım. Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz Ben bir küçük kızım, ben bir deli kızım, Siz beni ne anlarsınız siz Artık ben gidece?im atım ki?niyor Bir bebek mum istiyor, bir ölü şarkı istiyor. Ayaklarımın altından geçiyor bir deniz, bir deniz Beni onun gözleri çağırıyor duramam, duramam Benim gözlerim yeşildir, ah... onun gözleri kara Ben günah kadar beyazım, o tövbe kadar kara. IV. Ve Mona Rosa Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi S?rrımı söylüyorum vefakâr balıklara, Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi. Koyverip telli pullu saçlarını rüzgâra, Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara. Bir çevre sa? elimden bulanık suya düştü Ve boğaz?m? s?kt? parmaklar ince uzun Günahkâr Toprağıma saçından bir tel düştü, Sana ne olmuş Rosa bir derde tutulmu?sun Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pi?ti Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun Bir çevre sa? elimden bulanık suya düştü şu ?apkayı çıkar?p atıyorum ?rma?a Her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar Rüyasında örümcek başlarsa ağlama?a, ?çine gül koydu?um tüfek ölmeye başlar Günahını s?rtına yüklenen kaplumbağa Gibi ölüm önünde özbenliğim yava?lar Öyleyse şu ?apkayı atıyorum ?rma?a. Bu kokuyu erkekler kediler gibi alır. Ve kediler her gece sürünür yastşklara Denizleri bahtiyar eden günler kısalır Satılmayan çiçekler zehirili ve kapkara, Unutulmu? erkekler ve kadınlara kalır Bir geyişin gözleri düşer eriyen kara Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır. Bugün yalnız yağmura tahammül edece?im, Ta boğaz?ma kadar çıkan deli yağmura Tüyüme horozdan çok itimat edece?im Asılmış bir adamın iki eli yağmura Ruhuma bayrak yapıp ben teslim edece?im ?timat edece?im bu belâlı yağmura Bugün yalnız yağmura tahammül edece?im. Ve yalnızlık sigara külü kadar yalnızlık Ve topra?ın rüyaya yılan gibi girişi Sana da Mona Rosa taş bebe?i bıraktık Ellerinde k?lçıklı balıkların bir di?i Senin hatıran kadar Allah ve şeytan i?i Ve yalnızlık sigara külü kadar yalnızlık Bir tren ??na güneşe çekmek seni Ve bir şiir yaratmak ruhunda Geyve diye Parçalanan gemiyi ve y?rt?lan yelkeni Kat?vermek sessizce söylenen bir türküye Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni Ve son vermek bitmeyen bu bitmeyen şarkıya Bir tren ??na güneşe çekmek seni. Sana tavus ku?unun içime girdiğini Son, en son söz olarak söylemek istiyorum. ?çime girdiğini tüyümü yolduğunu Son, en son söz olarak söylemek istiyorum. ?çimde tavusların birbir kaybolduğunu, Bana da bir çift ak kanat kaldığını, Son, en son söz olarak söylemek istiyorum. Sezai KARAKOÇ Not: Bu yazı www.bozkirpostasi.com.tr ve Bozkır Postası Gazetesinde yayınlanmıştır. http://www.bozkirpostasi.com.tr/index.php?page=kose&id=4&xid=230 Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: hasandursun üzerinde 07 Ağustos 2008 - 11:32 Allah razı olsun abi güzel duyguların için. Ben okumuştum paylaşacaktım abi sen benden önce davrandın.
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: tekbasina üzerinde 07 Ağustos 2008 - 16:23 konuyu anlatığın bir harika güzel bir yazı sagol hocam
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: mehmetbasaran üzerinde 07 Ağustos 2008 - 16:24 içimiz ?sındı sagol
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: MUAMMER üzerinde 07 Ağustos 2008 - 16:28 bu şiir ve şair hakkında birçok hikaye uydurulmuştur ama aşk bir gerçek olup şair hiç bir zaman aşkını sevdişine açamamıştır
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: hasandursun üzerinde 07 Ağustos 2008 - 16:33 bu şiir ve şair hakkında birçok hikaye uydurulmuştur ama aşk bir gerçek olup şair hiç bir zaman aşkını sevdişine açamamıştır şair tam bu cümlelilk hocam o zaman SEN? SEV?YORUM D?YEN SANMA K? GERÇEK SEVEND?R, SEN? GERÇEKTEN SEVEN, SEN? SEV?YORUM DEMEYE ÇEK?NEND?R. ;D Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: MUAMMER üzerinde 07 Ağustos 2008 - 16:46 kimsede ?aiire Muazzez AKKAYA kimdir diye sorma cesaretini kendinde görememiştir.
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: tekbasina üzerinde 09 Ağustos 2008 - 18:19 gerçekten büyük bir aşk yaşanmış bu adamlar sa?m? hocam yani şair ve sevdi?i kız merak ettim
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: hakiki üzerinde 09 Ağustos 2008 - 20:33 eline sağlık hocam tek kelimeyle güzel bi yazı
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: MUAMMER üzerinde 10 Ağustos 2008 - 16:56 yorumcu dostlarıma ben teşekkür ederim
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: tekbasina üzerinde 15 Ağustos 2008 - 16:20 büyük aşkmış ya
Konu Başlığı: Ynt: "Aşk ve Çileler" (Mona Rosa) Gönderen: MUAMMER üzerinde 23 Ağustos 2008 - 16:42 hemde dillerde gönüllerde
|